1 Aralık 2009 Salı

LİKYA YOLU (LYCIAN WAY) - 2. Etabı - GEY (YEDİ BURUNLAR) ile KALKAN Arası

Işık Ülkesi anlamına gelen Likya Yolu’nun (Lycian Way) 2. etabını, 20-21 Şubat 2010 tarihlerinde Zirve Dağcılık Kulübümüz ile birlikte yürüdüm. Hem tarih ve arkeoloji, hem de doğanın harmanlandığı rotamızda birinci gün 25 km., ikinci gün 21 km. olmak üzere, toplam 46 km. civarında yürüyüş yaptık. Fethiye ile Antalya
arasında toplam uzunluğu 509 km.yi bulan Likya Yolu, dünyanın en iyi uzun mesafe rotalarından
sayılıyor ve yol üzerinde pek çok antik kent bulunmakta. Yol, antik dönemde Likya kentleri arasında ulaşımı sağlamış. Yük taşıyan kervanlar ile asker sevkıyatlarında kullanılmış. 20 Şubat 2010 cumartesi saat 08.00 sularında Pınara Antik
Kenti'ni gezerek güne başladık. Oldukça yüksek bir kayaya yapılmış onlarca mezar oyuğunun, alt tabaka halk tarafından kullanıldığını öğrendik. Saat 09.00 sularında Gey (Yediburunlar) Köyü'nde, keçi peyniri, zeytin, bal ve yufka ekmeğinden oluşan kuvvetli bir köy kahvaltısı yaptık. Bu bölgenin arazi yapısı çok kayalık. Tarım
yapılabilecek alanlar ancak taşlarla yapılmış setler yardımı ile yaratılmış. Su çok az. Köye su bağlanalı birkaç yıl olmuş. Su kuyuları halen kullanılıyor. Akdeniz’e karşı manzara ise süper. Gey (Yediburunlar) köyünde en dikkatimizi çeken olay ise ortalıkta hiç naylon torba çöpü görmememiz. Bu beni ve Şinasi Hoca'yı çok mutlu
etti. Saat 10.00 sularında yürüyüşe başladık. Gemile Koyu manzarası eşliğinde 12.45 civarında Bel Köyü’ne ulaştık. Kısa bir moladan sonra zorlu Gavurağılı inişine geçtik. Saat 16.00 sularında da Pydnai Antik Kenti'nin içinden geçerek 17.00 civarında Özlen Çayı’nın Akdeniz ile buluştuğu Patara Sahiline vardık. Burada
isteyenler denize girdi, isteyenler ayaklarını suya soktu. Su serindi. Akşam ise Patara Golemiş Köyü'nde bulunan Flower Pansiyona (0 242 8435164) yerleştik. Samimi, sımsıcak bir aile tarafından işletilen Flower Pansiyon, temiz çarşafları, klimalı odaları, sıcak suyu, güzel ve hesaplı yemeği, kahvaltısı ile herkesin beğenisini kazandı.
21 Şubat 2010 pazar sabahı, çok yoğun bir şekilde yağan yağmur ve horoz sesleri ile uyandık. Yağmur bir ara mola verince 09.00 sularında Xanthos Antik Kenti'nden yürüyüşe başladık. Xanthos antik kentinin muhteşem eserlerinin padişah izni ile İngiltere’ye götürülmesi içimizi burktu. Persler ile yapılan uzun savaşın sonunda
kentlerini canlı teslim etmek istemeyen Likyalı savaşçıların kadın ve çocuklarını öldürdükten sonra topluca intihar saldırıları düzenleyerek yok oldukları yerden Eşen Çayı'na bakmak müthiş bir duyguydu. Daha sonra yoğun yağmur altında yürüyerek 10.30 civarında Çavdır Köyü’ne vardık. Burada çay içerken yağmur
azalmaya başladı. Daha sonra tamamen kesildi ve güneş açtı. Yaklaşık 3000-3500 yıllık su yollarının kıyısından yürüyerek Çayköy üzerinden 13.00 civarında İnpınarı’na vardık. Çayköy'den geçerken köpeklere dikkat. Bu kadar yıl önce yapılan su kanallarının hala içinin su dolu olması ve kullanılması müthiş bir şey. İnpınarı tam bir
mitolojik su kaynağı. Kısa bir moladan sonra Üzümlü Köyü üzerinden Kalkan’ın bir mahallesi olan Akbel Geçidi yakınlarında arabamıza binip Kalkan’ın içinden geçerek 15.30 civarında Delik Kemer rotasının başına geldik. Patara ovasının manzarası eşliğinde 17.00 sularında Delik Kemer’e vardık. Delik Kemer kare şeklindeki
büyük kayaların erkekli-dişili ortalarının delinerek birbirine geçirilmiş yüzlerce kayadan oluşuyor. Bu sayede suyu, bileşik kaplar esasına göre karşıya geçirmişler. Gerçekten tam bir mühendislik harikası. Likya uygarlığının kaya işçiliği muhteşem. Kayalar sanki yapboz parçası gibi. Üçgen, dörtgen, beşgen, altıgen parçalardan
oluşan devasa kayalar müthiş bir işçilik ile birleştirilerek köprüler, su kemerleri, tapınak ve kale duvarları inşa etmişler. Gerçekten harika. Patara Ovası denince aklınıza uçsuz bucaksız Eşen Çayı’nın binlerce yılda doldurduğu alivyon toprak alanlar gelmesin. Patara ovası, artık sera ovası olmuş. Patara kumsalı kıyısına kadar her yer sera.
Neredeyse toprak görünmüyor. Yedi Burunlar (Gey), Bel, Gavurağıl parkuru, Akdeniz manzaralı görsel olarak güzel, yalnız suyun çok az olduğu, kayalık, oldukça zorlu (özellikle yağmurlu havalarda) bir parkur. Patara, Xantos, İnpınarı, Delikkemer parkuru ise muhteşem. İnpınarı bölümü birazcık zor olabilir.
Her yer yemyeşil. Şırıl şırıl su eşliğinde çok güzel bir parkur. Böylece Likya Yolu 2. etabını da sağ salim bitirerek İzmir’e dönüşe geçtik. Bu etkinliğin sonundaki lezzet durağımız ise, Fethiye Karayolu üzerinde Marmaris Muğla kavşağının 5. km.de Esentepe-Ula mevkiinde yol
kenarında bulunan Yörük Ali Pide ve Izgara (0 252 2485753) Restoranındaki akşam yemeği ise hem midemize, hem de cebimize bayram ettirdi. 2 Ad. güveçte kuru fasülye, 1 porsiyon otlu pide, 2 kişilik saç kavurma, salata, 2 ayran, kola tamamı 32 TL. Bu etkinliğin
rehberi sayın Zeki Varol’a çok çok çok teşekkür ediyorum. Ayrıca Yaşar KÜSBECİ, Mustafa AKDEMİR ve Necdet KARA Bey’lere de yardım ve katkılarından dolayı çok teşekkür ediyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


Işık ülkesi Likya Yolu 2. etabının fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Sn. Şinasi YÜKSEL Ağabey'in yazı ve fotoğraflarını görmek için lütfen  http://www.sinasiyuksel.com/blog/?p=1060 adresini tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme