14 Kasım 2019 Perşembe

DİYARBAKIR (Yukarı MEZOPOTAMYA-2 Etkinliği)


02-03-04 Kasım 2019 tarihlerinde, Yukarı Mezopotamya-2 etkinliği kapsamında DİYARBAKIR-MARDİN ve MİDYAT bölgesini gezip görmek üzere 30 arkadaş, sabah 06.40 uçağı ile İzmir’den Diyarbakır’a uçuyoruz. Bu benim Yukarı Mezopotamya 
Bölgesi’ne yaptığım 2. etkinlik. 19-20-21-22 Mayıs 2016 tarihlerinde yaptığımız Yukarı
Mezopotamya-1 etkinliği (Gaziantep-Urfa-Nemrut Tümülüsü/Adıyaman) hakkında hazırladığım yazı, fotoğraf ve videoları blog sayfamın aşağıda ki  
linkinde bulabilirsiniz. (https://ayhanyoruk.blogspot.com/search/label/Yukar%C4%B1%20Mezopotamya%20Etkinli%C4%9Fi) Saat 08.30 sularında indiğimiz Diyarbakır Havaalanı’nda Türsab Belgeli rehberimiz Sn. Murat GEZER (0542 8964468) bizleri karşılayıp kahvaltı 
yapmak üzere Yeni Diyarbakır üzerinden Sur’da bulunan Kastal Mutfak-Cafe’ye götürüyor. İlk kez geldiğim Diyarbakır hiç beklediğim gibi çıkmıyor. 4 gidiş-4 geliş-2’şer de tali yol olmak üzere toplam 12 şeritli yolun iki tarafında yemyeşil ağaçlı-çiçekli alanlar 
üzerinde, birbirinin güneşini kapatmayacak şekilde geniş aralıklarla inşa edilmiş modern binalar, yürüyüş ve bisiklet yolları, parklar, kafeler, restoranlar çağdaş bir kent. Yıllarca yazılı ve görsel basında gördüğüm terör görüntülerinden sonra dumura uğruyorum. Bütün gün, 
akşam 23.00’e kadar, eskisiyle, yenisiyle Diyarbakır’ın her yerini yürüyerek gezip, kadınlı-erkekli sosyal hayatın canlılığını gördükten sonra “Bir de denizi olsa İzmir’den hiçbir farkı yok.” diye düşünmeden edemiyorum. Yazımın başında 3 gün birlikte olduğumuz 
rehberimiz Murat Bey’e çok teşekkür etmek istiyorum. Gezdiğimiz müze, kilise, ören yeri vb. tarihi yerleri, hem bilimsel açıklamalarıyla hem de mahalli hikâyeleriyle anlatan, turizm eğitimi almış, mesleğini severek yapan yöre insanı bir rehberle bölgeyi gezmek gerçekten 
 bir ayrıcalık. Saat 09.00’da kahvaltı yapmak üzere geldiğimiz Kastal Mutfak-Cafe’de (0412 2237310) ikinci kez dumura uğruyorum. Bir kahvaltı sofrası ki, bir tek kuş sütü eksik. Hem gözlerimiz hem de midelerimiz bayram ediyor. Sadece bu kahvaltı için Diyarbakır’a 
gelinip aynı gün geri dönülebilir. Helal olsun. Kastal Mutfak-Cafe’ye de çok teşekkür ettikten sonra Diyarbakır Surları’nın kenarında Murat Bey’den kale ve surlar hakkında bilgiler alıyoruz. Diyarbakır Kalesi, İç Kale’ye denk gelen kısımlar M.Ö 3000’li yıllarda 
Hurriler tarafından, günümüzdeki şekli ise 349 yılında (M.S. 4. yy.) Roma imparatoru 2. Constantinus tarafından “kalkan balığı” şeklinde inşa edilmiş. Surlar 5.500 m. uzunluğunda, 12 m. yüksekliğinde, 3-5 m. genişliğindeymiş. Bugün 6 tanesi 
mevcut olan 75 civarında burç ile takviye edilmiş. Batıda “Urfa Kapı”, güneyde “Mardin Kapı”, doğuda “Yeni Kapı”, kuzeyde ise “Harput Kapı” olmak üzere 4 kapısı bulunuyormuş ve bu kapılar 1930’lu yıllara kadar akşamları kapatılıyormuş. Karacadağ’dan akan 
kalın bazalt tabaka üzerinde gri-siyah bazalt kayalar ile inşa edildiği için insan eliyle yıkılmadığı sürece ayakta kalabilecek tek surmuş. Diyarbakır Surları’nın kenarında yürüyerek İç Kale Parkı’nda bulunan Diyarbakır Müzesi’ne geldiğimizde saat 
11.00 oluyor. Artuklu Kemer Köprüsü ile Arslanlı Çeşme arasında Diyarbakır Tarihi ve müze hakkında rehberimiz Murat Bey ile Zeki Bey’in anlatımlarını dinliyoruz. Saat 12.15’e kadar eski Adliye A binası olan Arkeoloji 1 - Kronolojik Sergileme Alanı ile 
halen Sanat Galerisi olarak kullanılan Saint George Kilisesi’ni gezip, müze kenarından Dicle Nehri ve Hevsel Bahçeleri’ni seyrediyoruz. Tarihi süreçte Vilayetin yönetim merkezi olan İç Kale’de, yemyeşil bir ortamda gri-siyah bazalt taşlarla inşa edilmiş 
tarihi binalarda bulunan Hz. Süleyman Camii’ni, halen Tematik Sergileme-Arkeoloji-2 binası olarak kullanılan Jandarma Binası’nı, Atatürk Müzesi olarak kullanılan Karargah Binası’nı, kafeterya olarak kullanılan 7. Kolordu Komutanlık Binası’nı, 
Cephanelik’i, Valilik Kabul Makamı ve Kent Müzesi’ni, İdari Bina’yı, Eski Cezaevi Binası’nı, Amida Höyük ile Artuklu Sarayı’nı ne yazık ki gezemiyoruz. Çünkü buraların tamamını gezmek için bütün günü buraya ayırmamız lazım. Saat 12.15’te 
Diyarbakır Müzesi’nden ayrılıp 15 dakika yürüyerek Meryem Ana Süryani Kadim (Ortodoks) Kilisesi’ne geliyoruz. Diyarbakır’ın en önemli dinsel yapılarından biri olan kilise 3. yy.da kurulmuş. Kudüs, Antakya, Urfa üzerinden 1. yy.da Diyarbakır’a ulaşan Hristiyanlığı 
ilk kabul eden topluluk Süryani’lermiş. 11. yy.dan 19. yy.nın sonlarına kadar Süryani Patrikliği’ne ev sahipliği yapmış. 2005 yılında tamamlanan restorasyon ile bugünkü otantik görünümüne kavuşmuş. Müze görevlisi diyakoz (papaz yardımcısı) beyden Süryaniler 
ve kilise ilgili anlatıyı dinleyip kiliseyi gezdikten sonra Diyarbakır’ın daracık sokaklarında yürüyerek önce Behram Paşa Camii’ne sonra da Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Dengbej Evi’ne geliyoruz. Behram Paşa Camii 1572 yılında Diyarbakır Valisi 
Behram Paşa tarafından yaptırılan bir Mimar Sinan eseriymiş. Günümüzden yaklaşık 450 sene önce büyük usta Mimar Sinan, bugünkü inşaatlarda kullanılan modern sıkıştırma usulünü giriş kapısının üstündeki sağ ve sol sahanlarda taş inşaatında kullanmış. Kündekari 
tekniğiyle yapılan giriş kapısının arızalı bölümü, bugün dahi tamir edilemiyormuş. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Dengbej Evi 2007 yılında açılmasıyla Kürt sözlü edebiyatının temelini oluşturan dengbejliğin yaşatılması sağlanmış. Dillere destan sevdaların, 
doğanın, acının, sevdanın, hüznün, gidenin ardından yakılan ağıtın "stran” adı verilen türkülerle anlatılmasıymış dengbej. Kurulan divanda üç halk sanatçının gırtlak gücüne dayanarak icra ettiği duygu yüklü kürtçe türküleri 15 dakika kadar dinliyoruz. İkram 
edilen çayların parasını ödemek istiyoruz. Kabul ettiremiyoruz. Dengbej Evi’nden yürüyerek Ulu Cami’ye gidiyoruz. Emeviler zamanında bölgede İslamiyet’in yayılmasıyla birlikte Şam Emeviye Camii’ne benzetilerek Mama Tor olarak bilinen bir kilisenin üzerine inşa edilen 
Ulu Cami’den, ilk İslam kaynakları bahsediyormuş. 1085 yılında kenti ele geçiren Selçuklular Cami’yi büyük onarımdan geçirmişler. Geniş bir avlu etrafında dizili mekânlardan oluşan Camiye 3 farklı yöndeki kapılardan girilmekte. Müslüman âlemi için dünyadaki en önemli 
 5. kutsal yapıymış. Ulu Cami’den yürüyerek önce Cahit Sıtkı Tarancı Evi ile Ahmet Arif evlerine gidiyoruz. Rehberimizden şairlerin yaşamı, şiirleri ve evler hakkında bilgiler alıyoruz. Sonra da Şeyh Matar Camii ve Dört Ayaklı Minare’ye geçiyoruz. 1500 yılında Akkoyunlu 
Sultanı Kasım Bey zamanında Şeyh Mutahhar Türbesi’nin bulunduğu arsa üzerine yapıldığı için bu adı almış. Caminin minaresi, 4 yalın sütün ve başlıklar üzerine oturan kare mimarisi ile Anadolu camileri içinde tek örnek oluşturmaktaymış. Rahmetli Tahir ELÇİ’yi öldüren 
mermilerin izlerini Dört Ayaklı Minare üzerinde görmek içimi burkuyor. Demircilerin, kalaycıların, bakırcıların bulunduğu sokaklarda yürüyerek Sülüklü Han’a devam ediyoruz. Çok kalabalık olduğu için oyalanmayıp aracımız ile bölgenin en yüksek noktası Kırklar Dağı’nı 
seyrederek On Gözlü Köprü’ye gidiyoruz. Dicle Nehri’nin üzerinde 178 m. uzunluğunda 5,6 m. genişliğindeki köprü 1065 yılında Mervaniler döneminde yapılmış. Üzerindeki kitabeden Übeyd oğlu Yusuf tarafından inşa edildiği anlaşılıyor. Savaş döneminde 
köprüdeki kemerlerin bazıları yıkılarak geçişin engellendiği, barış zamanlarında da yeniden onarıldığı için kemerler standart olmayıp birbirinden farklıymış. Bugün doğum günü olan Hümeyra arkadaşımıza köprü üstünde Diyarbakır Burma Kadayıf’lı ile sürpriz bir 
doğum günü partisi yaptıktan sonra köprü ayağının hemen kenarında Dicle Irmağının kıyısındaki çay bahçesinde biraz dinleniyoruz. Çaylar semaver ile geliyor. Diyarbakır’da düğün yapanlar düğün kıyafetleri ile gelip köprü üstünde halay çekiyorlar. Bizler de çaylar 
ve kahvelerimiz içip, köprü üstünde halayımızı da çektikten sonra aracımız ile tekrar merkeze dönüyoruz. Surlara çıkıp üzerinde kısa bir yürüyüş yapıyoruz. Saat 17.00 olmuş. Artık hava kararmak üzere. Aracımız ile akşam kalacağımız Demir Hotel’e hareket ediyoruz. 
Otele yerleştikten sonra akşam yemeği için Diyarbakır Sokakları’na dağılıyoruz. Bir kısmımız Kaburga Dolması yemeye gidiyor bir kısmımız da Ciğer Kebabı. Ben, Serpil Hanım ve Ülkü Ağabey Ciğerci Remzi’de Diyarbakır ciğer kebabının tadına bakıyoruz. 
Bu bölgede her lokantada kebaptan önce bir sürü yeşillik ve meze ikram ediliyor. Diyarbakır ciğer kebabı Urfa ciğer kebabına göre daha iri taneli.  Gözümüz, damağımız ve de midemiz ciğer ile bayram ettikten sonra yürüyerek önce Hasanpaşa Hanı’na 
sonra da Sülüklü Han’a gidiyoruz. Gece 23.00’e kadar Sülüklü Han’ın otantik havasında Süryani Şarabı içerek sohbet edip otelimize dönüyoruz. 2 kadehten daha fazla siparişin verilememesi güzel bir uygulama olmuş. 03 Kasım sabahı Zeki Bey ile Ulu Cami’den geldiğini tahmin 
ettiğimiz ezan sesiyle uyanıyorum. Hoca-müezzin o kadar güzel sabah ezanını okuyor ki sonuna kadar büyük bir keyifle dinliyorum. Allah bütün camilere böyle ezan okuyan hoca-müezzin nasip etsin. Sonra saat 07.00’de 
güneş doğarken otelimizin çatı katında mükemmel bir kahvaltı yaptıktan sonra Mardin’e doğru yola çıkıyoruz. 4 yıldızlı Demir Hotel’den (0412 2288800 - www.demirhotel.com.tr) çok memnun kalıyoruz. Gönül rahatlığıyla herkese tavsiye ediyorum. En başta  
sevgili arkadaşlarım Sn. Zeki VAROL ile Sn. Refik KIZILATA ve çektiği çok güzel grup fotoğrafları için Sn. Ülkü SEVGİ olmak üzere rehberimiz Sn. Murat GEZER’e ve katılımcı bütün arkadaşlara çok teşekkür ederek etkinliğimizin birinci günü Diyarbakır yazımı bitiriyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


Diyarbakır fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Diyarbakır video günlüğü görmek için lütfen burayı tıklayınız.



4 yorum:

  1. Yine herzamanki gibi harika çekimler ve anlatım eline sağlık abi

    YanıtlayınSil
  2. Ayhan DERMANLI 15 Kas 2019 11:08

    Tebrikler. Resimler ve bilgiler çok güzel. Diyarbakır'ı ziyaret edecekler mutlaka okumalı.

    YanıtlayınSil
  3. Şıvan AYUS 15 Kas 2019 21:14

    Paylaşımlarınızı zevkle takip ediyorum, Zerzevan ile ilgili paylaşımlar için kazı ekibi adına teşekkürlerimi sunuyorum.

    YanıtlayınSil
  4. Dilaver KARCILAR 15 Kas 2019 16:33

    Çok beğendim sayende o bölgeyi tanımış olduk.

    YanıtlayınSil