1 Aralık 2009 Salı

ŞEHR-İ İSTANBUL(2. Gün) - Sultan Ahmet Meydanı ve Camii-Ayasofya-Yerebatan Sarnıcı-Pargalı İbrahim Paşa Sarayı-Topkapı Sarayı-Pierre Loti-İstiklal Caddesi-Pera Palas Hotel

Şehr-i İstanbul gezimizin 2. Gününde (20.05.2011), Sultan Ahmet Meydanı ve Camii, Ayasofya-Yerebatan Sarnıcı, Pargalı İbrahim Paşa Sarayı, Topkapı Sarayı, Pierre Loti, İstiklal Caddesi ve
Pera Palas Hotel'i gezdik.
İstanbul’un en önemli meydanlarından biri olan Sultan Ahmet Meydanı’na, Bizans devrinde Hipodrom, Osmanlı döneminde ise At Meydanı denilirdi. İstanbul’un en önemli abideleri olan Ayasofya, Sultan Ahmet Camii, Türk ve İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı burada bulunmaktadır. Hipodrom’un zemini, günümüze 4-5 Metre yükselerek ve o dönemden kalabilmiş 3 Abide ile ulaşabilmiştir. Bunlar Örme Dikilitaş, Mısır’dan getirilen Obelisk ve Delfi’de ki Apollon tapınağından getirilen Yılanlı Sütun’dur. Kanuni’nin sadrazamı Pargalı İbrahim Paşa Sarayı, 16.yy. zengin ve tipik özel saraylarının günümüze gelebilmiş tek örneğidir. Bugün Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. Bizans ve Roma dönemlerinde at yarışları yanında, müzisyen toplulukları, dansözler, akrobatlar, toplantılar, vahşi hayvanlarla kavga gösterileri yapılan meydanda, Osmanlı döneminde, yeniçeri isyanları, kırk gün kırk gece süren şehzade sünnet düğünleri, şenlikler yapılırmış. Halide Edip’in işgale karşı yaptığı 1920 Sultanahmet mitingi de burada yapılmıştır. www.tr.wikipedia.org
Sultan Ahmet Meydanı resimlerini görmek için lütfen burayı tıklayınız.


Sultan Ahmet Camii, 1606-1616 yılları arasında Sultan 1. Ahmet tarafından, Mimar Sedefkar Mehmet Ağa’ya yaptırılmıştır. Mavi, yeşil, ve beyaz renkli İznik Çinileri ile bezenmesi, yarım ve büyük kubbelerinin içinin de mavi kalem işleri ile süslenmesinden dolayı, Avrupalılarca “Mavi Cami (Blue Mosque)” olarak adlandırılır. Medreseler, hünkar kasrı, arasta, dükkanlar, hamam, çeşme, sebiller, türbe, darüşşifa, sıbyan mektebi, imarethane ve kiralık odalardan oluşan külliyede ki yapılardan bir kısmı günümüze ulaşamamıştır. Yapının, mimari ve sanatsal açıdan, bitki motifli sarı ve mavi tonlarda 20.000’i aşkın İznik Çinisi ile bezenmesi, onu sadece ibadethane olmaktan öteye taşımıştır. Camii’nin ibadethane bölümü 64x72 m.boyutlarındadır. 43 M.yüksekliğinde ki merkezi kubbenin çapı 23,5 m.dir. Camii’nin  içi 200’den fazla renkli cam ile aydınlatılmıştır. Yazıları Diyarbakırlı Seyyid Kasım Gubari tarafından yazılmıştır. Türkiye’nin altı minareli ilk camiidir. www.wikipedia.org
Sultan Ahmet Camii fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.



Ayasofya, Bizans İmparatoru 1.Jüstinyen tarafından M.S. 532 – 537 Yılları arasında bazilika planlı inşa ettirilmiş bir patrik katedralidir. 1453 Yılında İstanbul’un Türkler tarafından alınmasıyla camiye dönüştürülmüş ve 1935 Yılından bugüne kadarda, Büyük Atatürk’ümüzün  isteği ve Bakanlar Kurulu Kararı ile müzeye dönüştürülmüştür. Böylece 916 Yıl kilise, 481 Yıl Cami olarak kullanılan Ayasofya, 76 Yıldır da, Müze olarak işlevini sürdürmektedir. Ayasofya’nın arkasında Topkapı Sarayı’na bakan köşesinde, halen ibadet edilebilen camisi bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet’in gösterdiği büyük hoşgörüyle mozaikler tahrip edilmemiş, insan figürü içerenler ince bir sıva ile kaplanmış, içermeyenler ise olduğu gibi bırakılmıştır. Bu sayede günümüzde sıvaların bir bölümü çıkarılarak mozaikler gün ışığına çıkarılmış ve tüm dünya insanlarının bu şaheserleri görmelerine olanak sağlanmıştır.
Günümüzde görülen Ayasofya binası aynı yere üçüncü kez inşa edilen Üçüncü  Ayasofya’dır. İlk iki kilise isyanlar sırasında yıkılmıştır. Döneminin en geniş kubbesi olan Ayasofya merkez kubbesi, Bizans döneminde birçok kez çökmüş, Mimar Sinan’ın binaya istinat duvarlarını eklemesinden itibaren hiç çökmemiştir. Kubbe yüksekliği 55.60 M. olan Ayasofya’nın, orta Mekanı 74.67 x 69.80 M. boyutlarındadır. Oval yapısından dolayı çapı 31 ile 33 M.’dir. Ayasofya’yı günümüz binalarına kıyaslarsak, kat yüksekliği 2.80 Cm. olan 20 Katlı bir bina yüksekliğindedir.  www.tr.wikipedia.org , www.kenthaber.com , www.ayasofyacamisi.nerededir.com , www.girgin.org
Ayasofya fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Yerebatan Sarnıcı, 542 yılında Bizans İmparatoru 1.Justinianus tarafından, büyük sarayın su ihtiyacını karşılamak üzere yaptırılmıştır. Sarnıcın suyu 19 Km. uzaklıktaki Belgrat Ormanlarından getirilmiştir. Her biri 9 M. yüksekliğinde 336 Ad. sütun bulunduğu 9.800 m2.’lik dev bir yapıdır. Belirli aralıklarla dikilen sütunlar, her sırada 28 Tane olmak üzere 12 Sıra meydana getirir. Sarnıcın kuzeybatı köşesinde ki iki sütunun altında kaide olarak kullanılan ters ve yan iki Medusa başı bulunmaktadır. Muhteşem sarnıcın üstünün otobüs parkı olmaktan kurtarılması, sarnıca son yıllarda yapılmış en büyük iyilik olmuştur. www.yerebatan.com
Yerebatan Sarnıcı fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Pargalı İbrahim Paşa Sarayı, Kanuni Sultan Süleyman’ın damadı ve ikinci veziri olan Pargalı Damat İbrahim Paşa’ya ait Sultanahmet Meydanı’nda bulunan saraydır. Daha önceleri At Meydanı Sarayı olarak bilinen yapı, İbrahim Paşa’nın Kanuni’nin kızkardeşi ile evlenmesinden sonra İbrahim Paşa Sarayı olarak anılmaya başlanmıştır. Günümüzde Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılmaktadır. 16. Yüzyıl Osmanlı sivil örneklerinin en önemlilerindendir. İbrahim Paşa’nın 1536’da söylentiye göre Hürrem Sultan tarafından boğdurulmasından sonra da aynı adla anılmış, başka sadrazamlarca da kullanılmış, kışla, elçilik sarayı, defterhane, mehterhane, dikimevi ve cezaevi gibi işlevler yüklenmiştir. www.tr.wikipedia.org
Pargalı İbrahim Paşa Sarayı resimlerini görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Topkapı Sarayı, Osmanlı Sultanlarının ikametgâhı, devletin yönetim ve eğitim merkezidir. İstanbul fatihi II. Mehmed tarafından 1460-1478 tarihleri arasında yaptırılmış olan ve zaman içerisinde bazı ilavelerin yapıldığı Sarayda, Osmanlı Padişahları ve Saray halkı 19. Yüzyıl ortalarına kadar ikamet etmiştir. 1850’lerin başında Sultanlar, mevcut Saray’ın 19. yüzyılın devlet protokolü ve merasimlerine ilişkin gereksinimleri karşılamakta yetersiz kaldığını düşündükleri için, Boğazdaki Dolmabahçe Sarayı’na taşınmışlardır. Ancak saltanat hazinesi, Mukaddes Emanetler ve imparatorluk arşivleri Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilmiş, bir baba ocağı olması ve Mukaddes Emanetler’i barındırmasından dolayı, burada devlet törenleri yapılmaya devam edilmiştir. Topkapı Sarayı, Osmanlı monarşisi 1922’de kaldırıldıktan sonra, 3 Nisan 1924’te Mustafa Kemal Atatürk’ün emriyle müzeye dönüştürülmüştür. Sultan 1.Mahmut tarafından Bizans surları yakınına yaptırılan ve önünde ki selam topları nedeniyle Topkapı Sahil Sarayı denilen büyük ahşap sahil sarayının, bir yangında tamamen yanıp kül olmasından sonra, bu sarayın isminin buraya verilmesiyle, Topkapı Sarayı olarak anılmaya başlanmıştır.  www.topkapisarayı.gov.tr
Topkapı Sarayı fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Fransız romancı Pierre Loti’nin, asıl adı Louis Marie Julien Viaud’dur(14.01.1850-10.06.1923). Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında, kimi kaynaklara göre ise 1867 Yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. Birçok kez İstanbul’da bulunmuş olan Pierre Loti, Osmanlı yaşam biçiminden etkilenerek pek çok eserinde bu etkiyi gösterdi. 1879’da ilk eseri olan Aziyade adlı romanına adını veren kadınla burada tanıştı. İstanbul’da bulunduğu zamanlarda Eyüp’de yaşayan Pierre Loti, kendisini her zaman Türk dostu olarak nitelendirdi. 1913 Yılında yazdığı La Turquie Agonisante(Can çekişen Türkiye) kitabıyla batı politikalarını eleştirdi. Balkan Savaşlarında ve Anadolu işgalinde Avrupaya karşı hep Türkleri savunması, Türk halkının sempatisini kazanmasına yol açtı. 1920 Yılında “İstanbul Şehri Fahri Hemşerisi” ilan edildi. Daha sonraki yıllarda, Divanyolu’nda bir caddeye “Pierre Loti Caddesi” ve Eyüp’te bir kahvehaneye de “Pierre Loti Kahvesi” adı verildi. Günümüzde bu kahvehanenin olduğu tepe de “Pierre Loti Tepesi” olarak anılmaktadır. Ancak tüm bunlara rağmen Loti, Türk aydınlarını ikiye böldü. Kimi aydınlar onun gerçekten bir Türk dostu olduğuna inanırken, başta Nazım HİKMET olmak üzere kimileri de onun aslında Osmanlı’nın zayıf ve geri kalmış halini acıyarak sevdiğini savunuyorlardı. www.tr.wikipedia.org
Pierre Loti fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

İstiklal Caddesi, İstanbul'un en eski semtlerinden Beyoğlu'nda, Tünel ile Taksim Meydanı arasında, 19. Yüzyılın sonlarından bu yana Ülkemizin en ünlü caddelerinden biridir. 1,650 metre uzunluğunda ki caddenin orta noktası Galatasaray Lisesi'nin yanından geçen, Yeniçarşı Caddesi'nin caddeyi kestiği ve 50. Yıl Anıtı'nın bulunduğu yer kabul edilir. Paralelinde uzanan Tarlabaşı Bulvarıyla beraber Beyoğlu İlçesi'nin ana eksenini oluşturur. Ortalama olarak 274 metre yükseklikte yer alır. İstiklal Caddesi Türkiye’nin istisnasız en kozmopolit bölgesidir ve günün her saatinde çok kalabalıktır. Dünyaca ünlü markalardan ucuz giysi satan pasajlara kadar her zevke uygun giysi, aksesuar, bijuteri, kundura-çanta vb. dükkanları, fast food(çabuk yemek) büfelerinden, küresel lokanta zincirlerine, balık lokantalarından muhallebecilere, tatlıcılardan, börekçilere,
manavlara kadar uzanan lokantalar bulunmaktadır. Gece hayatı ise meyhanelerden türkü evlerine, fasıl mekanlarından rock barlara, striptiz kulüplerinden eşcinsel barlara kadar uzanan genişlikte bir yelpazeye sahiptir. Ayrıca tiyatro, sinema, kitapevleri ve sanat galerileri gibi birçok kültür merkezine ev sahipliği yapar. Günümüzde Beyoğlu ve İstiklal Caddesini tek yönlü, tek boyutlu görmemekte yarar vardır. Artık İstiklal Caddesi ve civarı çok parçalı bir bütün haline gelmiştir. www.tr.wikipedia.org
İstiklal Caddesi resimlerini görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Pera Palas Hoteli, ünlü Orient Express’in 1888 Yılında Paris İstanbul seferlerine başlaması, yolcularının alışkın olduğu yüksek standartlı hizmet verebilecek bir otelin İstanbul’da bulunmaması üzerine, 1895 Yılında açıldı. Haliç’in muhteşem manzarasına hakim, kültürel faaliyetleri ve sosyal aktiviteleri nedeniyle “Küçük Avrupa” olarak bilinen Pera’nın Tepebaşı bölgesindeydi. 1.Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in ilanı, 2.Dünya Savaşı gibi pek çok tarihi olaylara tanıklık etti. Ernest Hemingway, Agatha Christie, Jacqueline Kennedy, Greta Garbo, Alfred Hitchcock, Zsa Zsa Gabor, Kral VIII. Edward, Mata Hari gibi birçok ünlü ismi konuk etti. Dünyaca ünlü polisiye roman yazarı Agatha Christie’nin, hayatında kimsenin bilmediği kayıp 11 Günün sırrını, 1934 Yılında yayınlanan “Doğu Ekspresi’nde Cinayet” romanını tasarladığı Pera Palas Hotel’de olduğu söylenmekte. 1917 Yılından itibaren sevgili Atamız Mustafa Kemal Atatürk’ün cephe dönüşlerinde adeta evi gibi kullandığı, ülkemiz için önemli kararları aldığı ve üst düzey misafirlerini ağırladığı 101 No’lu oda, Atamızın en sevdiği renk olan gündoğumu “şafak pempesi” rengiyle müze oda haline getirilerek, doğumunuz 100. Yılında ziyarete açıldı.(Ziyaret saatleri : Sabah: 10.00-11.00, Öğleden sonra: 15.00-16.00 Arası)
İstanbul’da saraylar dışında ilk elektriğin verildiği, ilk elektirikli asansörün ve ilk akar sıcak suyun bulunduğu binaydı. İngiliz yazar Daniel Farson ilk elektrikli asansörün güzelliği ve zarifliğini şöyle anlatıyor; “Dökme demir ve ahşaptan yapılmış dünyanın en güzel asansörüdür. Bu asansör reverans yapan bir kadın gibi yükselir. Turistler gözlerini bu müthiş sevimli ve aristokrat asansörden ayıramazlar.” www.perapalace.com , www.tr.wikipedia.org
Pera Palas Hoteli fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder