12 Eylül 2019 Perşembe

İzmir Körfezi Bisiklet Turu - İSMET İNÖNÜ ANI EVİ ve KİTAPLIĞI-Konak/İZMİR


Rahmetli İsmet İNÖNÜ “Nereli?” diye sorulduğunda sanırım çok kişi “Malatya’lı” der. Oysa O, öz ve öz İzmir’lidir. Malatya’lı Hacı Reşit Bey ile Rumeli’li Cevriye Hanım’ın 2. çocuğu olarak 1884 yılında Dayısı Hakkı Bey’in o zamanlarda Mekke Yokuşu olarak 
bilinen, günümüzde Türkyılmaz Mah. İnönü(842) Sok. No: 20 Konak adresinde bulunan iki katlı
şirin evde dünyaya gözlerini açmıştır. Hikâye; Hakkı Dayı’nın “93 Harbi” diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı döneminde, ilerde Rumeli’de olacakları 
öngörerek, kardeşleri İlhame, Cevriye ve Refet’i yanına alıp Razgrad’tan İzmir’e göçerek, bu eve yerleşmesiyle başlıyor. Meslek hayatına maliye memuru olarak başlayıp vergi müdürlüğüne kadar yükseliyor. Vazife icabı yanında bulunan Sorgu Hâkimi 
Malatyalı Reşit Bey ile iyi anlaşıyor. Sonuçta Reşit Bey, Hakkı Bey’in küçük kardeşi Cevriye Hanım’a talip oluyor ve iki genç 1880 yılında İstanbul’da evleniyorlar. Yalnız bu evlilikte Hakkı Dayı’nın bir şartı oluyor. Çok genç yaşta evlenen Cevriye’nin doğumlarını, İzmir’de 
ailesinin yanında yapması. Rahmetli İsmet İNÖNÜ doğduğu bu eve askeri eğitiminin yılsonu tatillerinde dönermiş. Gelecek senenin derslerine hazırlanır, Fransızca gazeteler “Le Matin” okuyup, memlekette ve dünyada olanları takip edermiş. Üst kattaki balkondan 
denizi seyreder, bahçedeki turunç ağacının gölgesinde doktor olan küçük dayısı Refet ile Fransızca çalışır, kitap okurlarmış. Lozan Barış Antlaşması görüşmelerine önce kendisi, sonra da eşi Mevhibe Hanım ile beraber “sevgilim” dediği İzmir’den gidiyor. 
İSMET İNÖNÜ ANI EVİ ve KİTAPLIĞI, Konak Belediyesi ve İnönü Vakfı’nın çalışmasıyla müze formatında düzenlenerek 24 Eylül 2018 tarihinde açılınca, yazlık komşum sevgili Ali GÜNDOĞAN Ağabey’e bir sürpriz yapmaya karar veriyorum. 
Çünkü Ali Bey rahmetli İsmet İNÖNÜ’nün tabutu başında nöbet tutan Harbiyeli’lerden birisi. Kendisi 1974 yılında 200 m.de sezonun en iyi derecesini yapmış milli bir atlet. Yüzlerce kere paraşütle atlamış bir sporcu. Birkaç yıldır yaz sezonları sonunda İzmir 
çevresinde bir dağa çıkmayı adet edinmişiz. 2019 yılı sezon sonu faaliyeti olarak, İzmir Körfezi’ni bisiklet ile dolaşma, bisiklet etkinliğinin sonunda Hisarönü Camii yakınlarında bulunan Bizim Lokanta’da nohutlu işkembe yemeği ile bir İzmir lezzeti tatma, finalde ise 
İsmet İNÖNÜ’nün doğduğu evi gezme teklifinde bulunuyorum. Hemen kabul ediyor. Böylece 12 Eylül 2019 Perşembe günü sabahı Foça’dan hareket ederek Karşıyaka’ya geliyoruz. Bostanlı Yasemin Kafe’de kahvaltı yaptıktan sonra kafenin hemen yan tarafında 
bulunan BİSİM bisikletlerinden 2 tane kiralayarak saat 09.22’de İzmir körfez turuna başlıyoruz. Körfezin simge yerleri olan Alsancak-Pasaport-Konak-Karantina-Göztepe İskeleleri, Saat Kulesi vb. yerlerde fotoğraf çekilerek Üçkuyular Vapur 
İskelesi’ne vardığımızda saat 11.50 oluyor. Buraya kadar 24,2 km. pedal çevirmişiz. Kent Ormanı içinden devam ederek önce İnciraltı’na, oradan da rotanın son noktası Askeri Tesisler’e geldiğimizde Relive uygulaması 29,4 km. gösteriyor. Buradan Konak İskele’ye kadar 
tekrar bisiklet ile geri dönerek 12.45 sıralarında bisiklet ile İzmir Körfezi etkinliğimizi bitiriyoruz. Relive uygulamasına göre bugün toplam 40,6 km. pedal çevirmişiz. Konak İskele yanında bulunan istasyona BİSİM bisikletlerimizi iade ettikten sonra 
Hisarönü Camii yakınlarında 911 Sok. No:4 Konak adresinde bulunan Bizim Lokanta’ya (0 232 4844279) yürüyoruz. Lokantada öyle istediğiniz bir yere oturamıyorsunuz. Küçük bir esnaf lokantası olan müessesede, masaların değil sandalyelerin boşalması 
için dışarıda sırada bekliyorsunuz. Biz’de 10-15 dakika kadar sıra bekledikten sonra nohutlu işkembe, az ciğer kavurma ve sütlaç ile karnımızı doyuruyoruz. Bu kadar insanın sıra beklemesi boşuna değilmiş gerçekten. Yemekler muhteşem. Tam bir lezzet durağı. 
Midelerimizin bayramından sonra İSMET İNÖNÜ ANI EVİ ve KİTAPLIĞI’na yürüyerek rahmetli İsmet İNÖNÜ’yü yâd ediyoruz. Üst kattaki balkondan denizi görmek istiyoruz ama göremiyoruz. Önü binalar ile kapalı. Bir köşeden birazcık İzmir Büyükşehir Belediyesi 
görünüyor. Odaları gezip bahçedeki turunç ağacını gördükten sonra anı defterine duygu ve düşüncelerimizi yazıyoruz. Özgürce aldığımız her nefeste hakları olan Atatürk, İnönü ve silah arkadaşlarına bir kez daha şükranlarımızı sunuyoruz. Allah kendilerinden razı olsun. 
İSMET İNÖNÜ ANI EVİ ve KİTAPLIĞI, pazar ve pazartesi günleri hariç 09.00-17.00 saatleri arası ziyaretçilerini bekliyor. Başta Konak Belediyesi olmak üzere bu evin korunup günümüze kadar gelmesine vesile olan herkese sonsuz teşekkürler ediyorum…
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


İzmir Körfezi Bisiklet Turu ile İSMET İNÖNÜ ANI EVİ ve KİTAPLIĞI fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

İzmir Körfezi Bisiklet Turu Relive krokisini görmek için lütfen burayı tıklayınız.


İnönü Vakfı Başkanı Sn. Özden TOKER’in, babası ve babaannesinden dinlediği aile öyküsü ile İSMET İNÖNÜ ANI EVİ hakkında yazdığı, Konak Belediyesi’nin 2018 yılı 37 sayılı Sonbahar KNK dergisinde yayınlanan yazısının tamamı;

İNÖNÜ AİLESİ’nin KALEMİNDEN…
Bir insanın 134. doğum gününün, doğduğu evde kutlanması pek az faniye nasip olmuştur değil mi? Konak Belediyesi ile İnönü Vakfı’nın işbirliği ile düzenlenen “İsmet İnönü Anı Evi”nde babam değil ama ben, kızı olarak, onun yerine bu büyük mutluluğu, gururu yaşadım.
Dayısı Hakkı Bey’in evi olan bu şirin evde 1884 tarihinde, Malatya’lı Hacı Reşit bey ile Rumelili Cevriye hanımın 2. çocuğu olarak dünyaya gözlerini açmış.
O günden itibaren çok sorumlu, heyecanlı 89 yıl süren hayatı boyunca da bu evden, yerden, İzmir’den hiçbir zaman kopmamış.
Kızı olarak babamdan ve babaannemden dinlediğim ailenin geçmişi ile ilgili hikayeleri sizlerle paylaşmak isterim.
Örneğin; Hakkı dayı kimdi? Nereden gelmişti? İzmir’de ne arıyordu?
Hikaye “93 Harbi” diye bilinen 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı döneminde Rumeli’den Anadolu’ya göç eden Tunaboyu-Deliorman Türkleri ile başlıyor.
Bunlardan biri Hakkı Bey, ilerde olacakları öngörerek artık Rumeli’de kalamayacaklarını düşünmüş… Kardeşleri ikisi kız, İlhame ve Cevriye, biri oğlan Refet’i yanına alıp Razgrad’tan İzmir’e gelmiş. Ve bu yokuş üzerindeki iki katlı eve yerleşmiş.
Maliye memuru olarak meslek hayatına başlayan Hakkı bey, vergi müdürlüğüne kadar yükselmiş. Vazife icabı yanında bulunan Sorgu Hakimi Malatyalı Reşit Bey ile iyi anlaşmışlar. Ve sonuçta Reşit bey Hakkı beyin küçük kardeşi Cevriye’ye talip olmuş. İki genç İstanbul’da 1880’de evlenmişler.
Büyükannemin bize anlattığına göre, Hakkı dayının bir şartı olmuş. Çok genç yaşta evlenen Cevriye’nin doğumlarını ailesinin yanında yapmasını istemişler.
Babam doğduğu bu eve senelerce sonra askeri eğitiminin yıl sonu tatillerini geçirmek için dönmüş. Dayısının çocuğu yokmuş. Eşi Servet hanım, annesi ve küçük kardeşi Refet Beyle beraber oturuyorlarmış.
Babam o zamanlar bu küçük evin kendisi için dünyanın en güzel köşkü gibi göründüğünü söylerdi. Orada dinlenir, eğlenir gelecek senenin derslerine hazırlanır, Fransızca gazeteler “Le Matin” okur memlekette ve dünyada olanları takip edermiş.
Üst kattaki balkondan denizi seyrettiğini, odaların uzun koltukları, bağlanmış minderleri üzerine uzanıp, uyuduğunu hatırlardı.
Bir de yola bakan bir odada, renkli, kocaman bir papağanın, camın önünden gelip geçenleri seyrederken; “Huuuuuuu…. Servet Hanım….Bekçi gelmiş….Misafir çıkıyor….” diye seslendiğini…
Küçük dayısı Refet doktordu. Edebiyata meraklıydı. Yabancı dilden tercümeler yapardı. Shakespeare’den “Otello” piyesini tercüme etmişti.
Evin küçük arka bahçesinde turunç ağacının gölgesinde onunla beraber kitap okumaktan, Fransızca çalışmaktan çok zevk aldığını hep söylerdi.
Babam değişik tarihlerde, değişik şartlarda, “13 ila 22 yaşlarında benim başlıca sevgilim olmuştur” dediği İzmir’e dönüyor. Ama bir daha o eve gitmiyor.
“16 sene sonra büsbütün başka şartlar içinde İzmir’e girdiğim zaman, türlü duygularım arasında sevgiliye kavuşmak heyecanı yer alıyordu” diye ilave ederdi.
O, 9 Eylül 1922’de Atatürk’ün muzaffer ordusu ile İzmir’e gelirken bir süre dinlendikleri Belkahve’de Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa’ya dönmüş; “Anadolu seferi başarı ile tamamlandı. Şimdi Türkiye’nin medeniyet mücadelesine hazır mısın?” diye sormuş,
İsmet Paşa’da “Hazırım Paşam” diye cevap vermişti.
İşte Atatürk ile İsmet Paşa medeni, çağdaş bir Türkiye Cumhuriyeti kurmaya orada karar vermişlerdi.
Bu heyecan, değişik dönemlerde hep tekrarlandı. İzmir kurtulunca o zamana kadar, Kurtuluş Şavaşı’nda muhtelif cephelerde savaşan babamı, hep arkadan takip etmek isteyen annem, Konya’dan kayınvalidesi ve annesi ile beraber İzmir’e taşındı ve Lozan Barış Antlaşması’nın heyecanını orada ailece yaşadılar. Babam ilk evvela yalnız olarak, sonra da eşi ile beraber İzmir’den Lozan’a gidiyor.
Lozan’da 24 Temmuz 1923’te Türkiye için Tapu Senedi olan büyük zafere imzasını attıktan sonra tekrar İzmir’e dönüyorlar. Babamın ümidi orada bir müddet dinlenebilmek… Ama bu hiçbir zaman olamıyor.
Cumhuriyet kuruluyor. Atatürk Cumhurbaşkanı… Babam Ankara’da ilk Başbakan olarak çalışmalarına başlıyor.
Ömer ağabeyim İzmir’de doğuyor.
Ona doğum müjdesini getiren emir eriyle sevincini paylaşmak isteyerek..
“Oğlum olmuş… İsmini ne koyayım? diye sorunca şaşıran genç asker tereddütsüz; “Sağol Paşam… Şemsettin” diye cevap veriyor.
Şaşırmak sırası babamda; “Niye?” diye sorunca “Babamın ismi de ondan komutanım”
İsmet Paşa eşinin yanına hemen gidemiyor. Ama Gazi Paşa’nın eşi onu lohusa yatağında ziyarete gidiyor.
Latife Hanım ile Mevhibe Hanım böyle tanışıyorlar… Kucağına Ömer bebeği verdikleri zaman duyduğu özlemi seneler sonra 22.10.1947 anneme yazdığı mektupta şöyle ifade ediyor.
“Onun mini mini kundaklı hali ve benim onu kalbime bastırırken içimde ilk defa uyanan “annelik” ihtiyacı hatıramda canlandı.”
Başbakan İsmet İnönü’nün ailesi oturabilecekleri bir ev bulununcaya kadar İzmir’de şimdi Vali Konağı olan yerde yaşamaya devam ediyorlar. Ancak 1925 tarihinde Mevhibe Hanım ailesi ile Ankara’ya taşınıyor.
Babamın İzmir’le olan heyecanlı günleri bitmiyor. 1950 seçimlerinde Cumhurbaşkanı olarak, bundan 27 sene evvel düşman işgalinden kurtulan İzmir’e bu defa partisi CHP için oy istemeye geliyor. Artık ben de annemle beraber onun yanındayım. Seçim mitinglerinin coşkulu, toplantıları, buluşmaları arasındaydık. 66 yaşındaki babam bir delikanlı gibi heyecanlı ve inançlı, gayretliydi. Türkiye’de çok partili rejime, demokrasiye kavuşmak için kararlıydı, azimliydi.
1950’de seçimleri partisi CHP kaybetti.
Ama o kendi deyimiyle en büyük zaferini kazandı. Türkiye demokrasi ile idare edilen bir ülke haline gelmişti.
Burada benim Özden Toker’in anılarını da ilave etmek isterim. Ağabeyim Erdal İnönü üç dönem İzmir’den milletvekili seçildi. Eşim Metin Toker bütün seçimleri büyük heyecan ve zevkle takip etti. Bir çoğunda ben de onunla beraberdim. Ve ailece İzmir’den hiç kopmadık. Ortak sevinçlerimizi ve üzüntülerimizi paylaşmaya devam ediyoruz.

Gelelim o babamın hiç dönmediği eve… “Peki o ev ne oluyor?”
Ev senelerce sonra o zamanki İzmir Belediye Başkanı Doktor Behçet Uz tarafından belediye adına alınıyor. 1950 sonrasında ise aynı belediye tarafından elden çıkarılmak istenince İnönü’ye yakın olan İzmir’li iş adamlarından Şerif Remzi Reyent bu evi alıp, yeğeni ve aynı zamanda İnönü’nün en eski arkadaşlarından Orgeneral Ali Fuad Erden’in kızı olan Ayla Ökmen’e hediye ediyor.
Ayla Ökmen 26 Haziran 1987 yılında evi İnönü Vakfı’na bağışlayınca, sonraki yıllarda babamın doğum gününü doğduğu evde kutlama imkanımız oldu.
Daha sonra, değişik dönemlerde Belediye Başkanı Yüksel Çakmur ve İzmir Valisi Kemal Nehrozoğlu himayelerinde, Dr. Fatma Sedes’in ve Sn. Cahit Koççoban’ın katkılarıyla ev günümüze kadar geldi.
134. yaş gününde babamın ve doğduğu evin heyecanlı hikayesine sahip çıkan “İsmet İnönü Anı Evi”nin en iyi şekilde canlandırılmasını isteyen, Konak Belediye Başkanı Sayın Sema Pekdaş’a, bunu gerçekleştiren Prof. Dr. Sn. Engin Berber ve ekibine İnönü Vakfı ve İnönü Ailesi adına candan teşekkür etmek isterim.
Özden TOKER
İnönü Vakfı Başkanı


Kaynakça: Bu yazı Konak Belediyesi’nin 2018 yılı 37 sayılı Sonbahar KNK dergisinden yararlanılarak hazırlanmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme