10 Nisan 2016 Pazar

KARYA (Karia) YOLU - 14. Etabı - Datça Yarımadası Bölümü (4) - (Eski Datça-Hızırşah-Domuzçukuru-Kızılbük-Hayıtbükü-Ovabükü-Mesudiye-Palamutbükü-Kalamış-Bağlarözü-Knidos-Deveboynu Feneri Arası)

02-03 Nisan 2016 tarihlerinde, Datça Yarımadası Bölümü’nün, 2015-2016 sezonu son Karya (Karia) Yolu faaliyeti olan 4. etabını yürümek üzere, 51 Karya sevdalısı arkadaş ile 06.30 sularında Datça’ya geldik. Cafe Datça’nın nefis börek, çörek, 
gevrek çeşitleriyle kahvaltımızı yaptıktan sonra, aracımız ile 07.00 sıralarında, ilk Knidos’un kurulduğu bugünkü
Datça’nın 2 km. kuzeydoğusunda bulunan Burgaz'a (Palaia Knidos) gittik. Datça Yarımadası’nın en ucundaki Tekir Burnu’nda bulunan
Helenistik Knidos, İ.Ö. 4. yüzyıldan itibaren Burgaz'ın (Palaia Knidos)’un terk edilmesi ile kurulmuş. Kazıların halen devam ettiği antik yerleşim henüz toprak altında. 15-20 dakika kadar burada güneşin doğuşunu seyrettikten sonra, 07.30 sularında yürüyüşe
başlayıp 07.45'te Eski Datça’ya ulaşıyoruz. Neredeyse her köşesinde izine rastlanan Can (Baba’yı) YÜCEL’i ana ana, taş döşeli daracık sokaklarda bir tur attıktan sonra Eski Datça’dan ayrılıyoruz. Saat 08.30 sıralarında Hızırşah Köyü’nden geçip 12.00 
sularında Domuz Çukuru Bükü’ne geliyoruz. Buranın özel arazi olduğunu söyleyen iki kişiyle kısa bir tartışmadan sonra denizin kıyısında öğle molası veriyoruz. Bizler daha çantalardan kumanyalarımızı çıkarmadan Birol hooop denize atlıyor. Ne zaman 
soyundun, ne zaman giyindin. Bizleri çatlatırcasına bundan sonraki büklerin birçoğunda denize girip çıkıyor. Bu arada her yer yemyeşil, tabiat tam bahar havasında. Bütün çiçekler rengarenk açmış. Arılar vızır vızır çalışıyor. Ünlü Datça bademinin hasat zamanı. 23-24 
derecelerdeki hava sıcaklığı bizleri bunaltıyor. Sonunda 14.30 sularında Kızılbük’e ulaşıp kendimizi denize atıyoruz. Serin su çok iyi geliyor. 15-20 dakika sonra tekrar yürümeye başlıyoruz. Bundan sonra rota oldukça zorlu. Birbirinden güzel büklerin oldukça dik
kenarlarında, iniş ve çıkışlar şeklinde devam ediyor. Uçurum kenarındaki oynar taşlardan oluşan incecik patika çok dikkat gerektiriyor. Hele Hayıtbükü’ne gelmeden önceki yaklaşık 250 m.lik son çıkış oldukça dik. Sonuçta 17.50'de Hayıtbükü’ne ulaşıp 
soğuk bir şeyler içerek biraz dinleniyoruz. Sonra Ovabükü’ne devam edip 18.30 sıralarında birinci gün etkinliğimizi bitiriyoruz. Bugün Wikiloc’a göre 25.02 km. yürümüşüz. Bu rotada Hızırşah Köyü’nden sonra büyük kayanın altındaki çeşmeden başka su kaynağı 
görmedik. Kırmızı-beyaz işaretler gayet iyi. Mesafe-yön levhaları ise bolca var. Aracımız ile Palamutbükü’ne gelip akşam kalacağımız Tuna Bungalow Evleri (0 252 725 5518) ile etrafındaki pansiyonlara dağılıyoruz. Palamutbükü’nde hepimizi alacak 
büyüklükte tesis yok. Ayrıca sezon açılmadığı için çoğu kapalı. İnsanlar ise badem hasatı yapıyorlar. Her şeye rağmen herkes kaldığı pansiyondan oldukça memnun. Hepsi tertemiz tesisler. Akşam yemeğimizi ve sabah kahvaltımızı Palamutbükü Sahili'nde  
Tuna Bungolow Restaurant Tesisleri’nde yapıyoruz. Akşam yemeğinden sonra sevgili Hafize Hanım’dan Olimpos Dağcılık Kulübü’nün kuruluşunun onaylandığını ve bu faaliyetin Olimpos Dağcılık’ın ilk faaliyeti olduğunu öğreniyoruz. Hayırlı uğurlu olsun. 
Sevgili Fatih Bey’in çok hoş yönlendirmeleri ile şarkı, şiir ve sohbetlerden sonra pansiyonlara dağılıyoruz. Sabah, güneşinin kızıllığında Palamutbükü Sahili'nde kahvaltımızı yaptıktan sonra, ikinci gün faaliyetimize başlamak üzere aracımız ile Mesudiye Köyü’ne gidiyoruz. Palamutbükü’nün güzelliği 
karşısında bir grup arkadaş yaklaşık 10 km.lik Mesudiye-Palamutbükü etabını yürümekten vazgeçip denizin kıyısında pazar keyfi yapmaya karar veriyorlar. Ben yürümeyi tercih ediyorum. Çünkü Palamutbükü’ne her zaman gelebilirim ama Mesudiye-Palamutbükü 
arasını ise böyle bir ekip olmadan yürüyemem. Etap, biraz zorlu olmasına rağmen bence çok güzel. Yükseldikçe Mesudiye Köyü’nün sahilleri olan Hayıtbükü ile Ovabükü’nü, tepenin öbür tarafında ise Palamutbükü’nü kuşbakışı seyretmek çok büyük bir keyif. Azırgan 
çiçekleri her yeri sarıya boyamış. Tepenin inişindeki yaşlı teyzenin ışıl ışıl gülen yüzü ile bizleri karşılaması, bahçesinde bulunan badem ağacındaki bademlerin neredeyse tamamını koparıp bizlere vermesi, unutulacak gibi değil. Saat 10.30 sıralarında Palamutbükü’ne 
ulaşıyoruz. Bugün buranın pazarıymış. 5-10 köylü teyze evde, bahçede ne varsa getirip satmaya çalışıyorlar. Sabah yürüyüşe gelmeyen arkadaşların da katılımıyla Palamutbükü’nü boydan boya yürüyerek faaliyetimize devam ediyoruz. İki tarafı rengarenk 
çiçeklerle, badem bahçeleri ile çevrili toprak yolun sert zemininde yaklaşık iki saat yürüyoruz. Hava bugün de 23-24 derecelerde oldukça sıcak. Yol üzerindeki cılız bir çeşmeden sonra Belen Köy
Mezarlığı'ndaki çeşme bizleri bir nebze rahatlatıyor. Sonra patikaya girip 13.30 sularında dik bir iniş yaparak Kalamış Bükü’ne ulaşıyoruz. 30-40 yıldır burada, yolu izi olmayan, ihtiyaçlarını bizim 
geldiğimiz patikalardan ya da denizden karşılayarak yaşayan Hüseyin DEMİRTOSUN Ağabey, bizleri çok sıcak karşılıyor. Çay demliyor. Öğle molası veriyoruz. Büyük çoğunluğumuz bu cennet  
bükte denize giriyor. Ama hepsi yarım saat. Bütün bunlara nasıl yetişiyoruz ben de anlamıyorum. Daha Knidos’a çok mesafe var. Üstelik etabın bundan sonraki bölümlerinin büyük kısmı denizin kıyısında olmasına rağmen irili ufaklı taşlar üzerinde iniş-çıkışlar 
şeklinde. Oldukça zorlu ve çok dikkat gerektiriyor. Sonunda saat 15.00 sularında Bağlarözü Bükü’ne geliyoruz. Birol’u hiç sormayın. Yine denizin içinde, yine denizin içinde. Sanki denizin içinde yürüyor. Hem yardıma ihtiyaç duyanlara Sn. Kemal TIRPAN ile 
beraber Hızır gibi yetişiyor, hem de her yerde denize giriyor. Birisinin artık buna dur demesi lazım yahuu! Bu sıcak havada bizleri çatlattıkça çatlatıyor. Bağlarözü Bükü’nden Knidos yoluna kadar önce sert toprak zeminde çıkış yapıyoruz. Kendisi İngiltere British 
Müzesi'nde bulunan Knidos Arslanı kaidesinin yanındaki patikadan önce uzunca bir iniş sonra da Knidos asfalt yoluna kadar çıkış yapıyoruz. Sıcak iyice bastırmış durumda. 
Sevgili rehberimiz aracımızı çağırıyor. Böylece sıcak havada asfalt yolda yürümekten kurtuluyoruz. Ayrıca saat 17.00’de Knidos Ören Yeri kapanıyor. Bu sayede 16.45'te, Ören yeri kapanmadan 
yetişiyoruz. Ben birkaç kez ören yerini gezmeme rağmen, hiç gitmeye fırsat bulamadığım Deveboynu Feneri’ne gitmeyi tercih ediyorum. Benimle beraber 9 arkadaş yarım saat daha yürüyerek 
ülkemiz en güneybatısı ucunda bulunan fenere gidiyoruz. Fenerin muhteşem konumundan hem Ege Denizi'ni, hem Akdeniz’i hem de Kos, Nisiros, Tilos, Symi ve Rodos adalarını 
seyrediyoruz. Daha ne olsun. Şükürler olsun. Dönüş yolunda Knidos Ören Yeri’ni gezen arkadaşlarımız ile karşılaşıyoruz. Onlar hızlı bir şekilde fenere giderken ben ve birkaç arkadaşım Knidos’un buz gibi 
sularına atlayarak iki günün yorgunluğunu denize bırakıyoruz. İkinci gün Wikiloc’a göre 25,43 km. 2 günün toplamında ise 50,45 km. yürümüşüz. Bugün Mesudiye Köyü dışında çeşmeye rastlamadık. 
Kırmızı-beyaz işaretlemeler gayet iyi. Mesafe-yön levhaları da bolca var. Sonunda 18:30 sularında zorlu ama muhteşem geçen iki günlük etkinliğimizi bitirip, Datça Yarımadası yürüyüşleri sonunda klasikleşen
Mavi Pide-Hisarönü’nde (0 252 467 0303 – 0 534 542 4324 – www.mavipide.com) patlıcan közlemeli kuşbaşılı pidelerimizi yiyip İzmir’e dönüşe geçiyoruz. Böylece 2015-2016 sezonu Karya Yolu etkinlikleri sonunda toplam 569,45 km.
yürümüş oluyoruz. Allah ömür verirse önümüzdeki sezon tamamı bitecek. Bir kez daha rehberimiz sevgili dostum Zeki VAROL’a milli artçılarımız Refik KIZILATA ile Yaşar KÜSBECİYE,
yardım meleklerimiz Kemal TIRPAN ile Birol SAĞIN'a, yürüyüşçü 51 arkadaşıma ve kaptanımız Mehmet YAĞMURCUKARDEŞ'e çok ama çok teşekkür ediyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


KARYA(Karia) YOLU - 14. Etabı - Datça Yarımadası Bölümü(4) fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.


KARYA(Karia) YOLU - 14. Etabı - Datça Yarımadası Bölümü(4) videosunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.



8 yorum:

  1. Turgay TEKMEN
    Ayhan'cığım yine çok güzel anılar,eline,yüreğine sağlık,teşekkür ederiz...
    11 Nisan 2016 16:54

    YanıtlaSil
  2. Ömer AKAD
    İyi ki Ayhan abimiz var.
    11 Nisan 2016 17:08

    YanıtlaSil
  3. Yusuf GENÇ
    Ayhan hocam yine çok güzel hazırlamışsın,ellerine sağlık.
    11 Nisan 2016 19:46

    YanıtlaSil
  4. Erdinç IŞIKLIGÜN
    Ayhan bey ellerinize sağlık.Tekrar yaşattınız bize.
    11 Nisan 2016 17:12

    YanıtlaSil
  5. İsmail Ragıp GEÇMEN
    Ya zaten üzgünüm gelemedim diye, de ha de git şöyle öteye ya Ayhan abi.
    11 Nisan 2016 19:52

    YanıtlaSil
  6. Yaşar KÜSBECİ
    Buna şapka değil kel kafadan saç bile çıkartılır Ayhan abim. Eline yüreğine sağlık. Tşkrlr.
    12 Nisan 2016 22:16

    YanıtlaSil
  7. Bergüzar BALABAN
    Elinize kolunuza yüreğinize sağlık Ayhan bey. İyi ki varsınız.
    13 Nisan 2016 10:57

    YanıtlaSil
  8. Bahadır BİLGENOĞLU
    Gitmiş kadar oldum,ellerine sağlık Ayhan abim...
    13 Nisan 2016 10:21

    YanıtlaSil