6 Eylül 2014 Cumartesi

KÖROĞLU DAĞI-2.499 M. – Kıbrıscık-BOLU

“Yaşamını haksızlıklara karşı mücadele ile geçiren, çaresizlere yardım eden, zenginden, zorbadan alıp fakir fukaraya dağıtan, onları koruyup kollayan kahraman kimdir?” Diye yazıma başlasam, herhalde herkesin aklına ilk önce Robin Hood gelir. Halbuki zalim Bolu Beyi’ni dize getirmiş, kılıç kalkan ile yakalanamayıp
tüfekle vurulduğunda “Delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu” diyen şair, halk kahramanı
Köroğlu yerine İngiliz halk kahramanı Robin Hood’un hatırlanması ne kadar acı. Tıpkı, özgürlüğümüzü, bağımsızlığımızı borçlu olduğumuz Kurtuluş Şavaşı’nda ki binlerce isimsiz kahraman yerine Che Guevara’nın hatırlanması gibi.
Ulusal değerlerimizin yeterince tanınmaması, bilinmemesi nasıl bir kadirbilmezlik ve de ne kadar ayıp. 1580-1585 Yıllarında Anadolu Beylerbeyi, Gerede Kadısı, Bolu, Çorum ve Ankara Sancak Bey’lerine yazılan Osmanlı Belgeleri’nden Köroğlu diye anılan Ruşen Ali’nin, zalim Bolu Bey’inin ordusunu perişan ettiği,  
Kıbrıscık ve Köroğlu Dağları’nda yaşadığı anlaşılmakta. Köroğlu’nun yaşadığı ve ismiyle anılan Bolu’nun en yüksek noktası Köroğlu Dağları, İç Anadolu’nun kuzeybatısında Bolu-Ankara(Kıbrıscık-Beypazarı-Güdül) sınırları içerisinde yer almaktadır. 2.499 Metrelik zirvesiyle Köroğlu Tepesi, en yüksek noktasıdır. 
2012 Yılında Bolu’nun en yüksek ikinci ve üçüncü dağları olan Çele Doruğu(1.981 M.) ile Çal Tepe’ye(1.893 M.) çıktığımızda, bundan sonraki hedefin 2.499 M. yüksekliği ile Bolu’nun en yüksek dağı olan Köroğlu olduğunu belirtmiştim. Kısmet bu yılaymış. Yeğenimin düğünü vesilesiyle geldiğimiz Bolu’da, ilk fırsatta oğlum ile beraber 
Kıbrıscık’a gidip Köroğlu’nun zirvesine çıktık. Daha önce Kıbrıscık’a ve Köroğlu Dağı’nın zirvesine hiç gitmediğim için okul arkadaşım Kıbrıscık Belediye Başkanı Doğan DAĞ’ı arayarak düşüncemi anlatıp destek istedim. Sevgili arkadaşım birlikte çıkabileceğimizi, rehberliği kendisinin yapacağını belirterek bizi davet etti. 
Sonuçta 28 Ağustos 2014 Perşembe sabahı saat 07;00 sıralarında can oğlum ile beraber yola düştük. Asırlık çam, köknar, kayın vb. ağaçlarının altında, birbirinden güzel Aladağ, Seben ve Kıbrıscık Yaylaları’nın arasında kıvrıla kıvrıla giden 65 Km.’lik Bolu Kıbrıscık yolunda, sanki rüyada yolculuk ediyor gibiydik. 
Yolun kenarında bir kazığın üstünde duran şahin, kaçmayıp tüm endamıyla bize bakarken Seben Kıbrıscık yol ayrımından sonra başlayan yeni yol yapımı bizi rüyamızdan uyandırdı. Saat 08;30 sıralarında Kıbrıscık’ ulaştık. 2.600 kişilik nüfusuyla Ülkemizin belki de en küçük ilçelerinden biri olan Kıbrıscık kent merkezini 
yarım saat kadar dolaştık. Pazarcılar tezgahlarını yeni yeni açıyorlardı. Perşembe günleri Kıbrıscık’ın pazarıymış. Daha sonra yaklaşık 25-26 yıldır görüşmediğim sevgili Doğan DAĞ ile belediyede buluştuk. Doğan, saçları ve bıyıkları ağartmış biraz da kilo almış. Çaylarımızı içerken görüşmediğimiz sürede neler yaptığımızı birbirimize anlatırken bir telefon geldi. 
Belediye çalışanlarından birisinin babası vefat etmiş ve öğle namazında Bolu’da defnedilecekmiş. Kıbrıscık küçük bir yer. Herkes birbirini tanır. Doğan’ın gitmemesi hiç olmaz. Sonuçta bize bir rehber ayarlanmasına ve Doğan’ın cenazeye gitmesine karar verdik. Öğle namazına az bir süre kalması sebebiyle 
saat 10;00 sıralarında Doğan ile vedalaşıp, günlük iznini kullanan Yaşar AKMAN(0 542 3503895) isimli bir belediye çalışanının rehberliğinde Köroğlu Dağı’nın zirvesine doğru hareket ettik. Tabii bu arada sevgili Doğan ile bir fotoğraf çekilmek hiç aklımıza gelmedi. Yaşar Bey’in daha önce birçok kez zirveye çıktığını, 
dışarıdan gelen ekipleri Köroğlu zirvesine götürdüğünü öğrendik. Toprak yayla yolunda 17-18 Km. aracımız ile gittikten sonra 10;30 civarında, dört yayla yolunun kesiştiği Dikili mevkiinde aracımızı bırakarak yürüyüşe başladık. 
Yürüyüşümüz esnasında Yaşar Bey’den yörede ayı, kurt, domuz, geyik hatta vaşak yaşadığını, tarıma uygun arazinin çok az olması, dağlık ve kayalık bir bölge olması sebepleriyle küçük bostan şeklinde herkesin kendi ihtiyacı kadar tarım yapabildiğini, Şaduman ve Uludere Vadisi çevresinde ki köylerde 
yaklaşık 40 hektar kadar bir arazide pirinç üretimi yapılabildiği, çeltik tarlalarının soğuk yayla derelerinden gelen sularla sulandığı için pirincin çok kaliteli olduğu, genellikle geçimin küçükbaş, büyükbaş hayvancılık ve besi tavukçuluğundan sağlandığını, birazda arıcılık yapıldığını, iş imkanının neredeyse hiç olmaması sebepleriyle 
gençlerin çalışmak için Bolu, Ankara, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Eskişehir gibi büyük kentlere gittiğini öğrendik. Köroğlu efsanesini bir kere de Yaşar Bey’den dinledik. Saat 11;30 civarında aracımızı bıraktığımız Dikili mevkiinden  
yaklaşık bir saatlik bir tırmanışla Köroğlu Zirve’sinin hemen altında bulunan Köroğlu’nun yaşadığı düşünülen Çardaklı Sarayı kalıntılarını da gezdikten sonra kısa bir kaya tırmanışı yaparak zirveye çıktık. 
Pırıl pırıl güneşli, rüzgarsız bir havada zirvede bir şeyler atıştırırken Karkalkaya Kayak Tesisleri’ni, yaylaları, Seben Taşlı Yayla Göletini, Dörtdivan bölgesini seyrettik. Yaklaşık 40 Dakika kadar zirvenin keyfini yaşadıktan sonra saat 12;10 civarında zirveden ayrıldık. 
Rahat bir iniş ile saat 13;00 sıralarında arabamıza ulaşarak Köroğlu Dağı Zirve yürüyüşü faaliyetimizi bitirip dönüşe geçtik. Hep düşündüğüm ama bir türlü gerçekleştiremediğim Bolu’nun en yüksek noktasına çıkma hayalimi sonunda gerçekleştirebildiğim için çok ama çok mutluyum. Umarım, yukarıda isimlerini yazdığım 
büyük kentlerin tam ortasında olmasına rağmen bu kadar bakir kalabilmiş Kıbrıscık ve Köroğlu Dağlarının, batıda örnekleri bulunan eski dönem yaşantılarının, mimarisinin, kıyafetlerinin, mutfağının, halk oyunlarının, türkülerinin, efsanelerinin 
birebir yaşanabileceği yaylalarda, kültür turizmi geliştirilerek bölgenin bozulmadan, betona boğulmadan gelişmesi sağlanır. Böylece Köroğlu’nun torunları çalışmak için büyük kentlere gitmek zorunda kalmamış olurlar. 
Köroğlu Dağı zirve faaliyetinde yardımını esirgemeyen sevgili arkadaşım Doğan DAĞ’a, rehberimiz Yaşar AKMAN’a ve hayat ışığım can oğlum Bahadır’ıma çok teşekkür ediyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


Köroğlu Dağı zirve faaliyeti FOTOĞRAF’larını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Köroğlu Dağı zirve faaliyeti VİDEO’sunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.


KÖROĞLU DESTANI
Bolu Bey’i, seyislerinden Koca Yusuf’a mükemmel özellikleri olan değerli bir at bulması emrini verir. Seyis Yusuf Bolu Bey’inin istediği özellikleri taşıdığına inandığı bir tayı Bolu Bey’ine getirir. Çok zayıf olan tayı gören Bolu Bey’i çok öfkelenerek Seyis Yusuf’un gözlerine mil çekilmesini emreder. Gözleri kör edilen ve işinden kovulan Seyis Yusuf, yanında zayıf tayı ile köyüne döner. Oğlu Ruşen Ali’ye hiç ışık almayan bir dama tayı koydurarak istediği şekilde baktırıp büyütür. Sonunda zayıf tay gelişir büyür kabına sığmayan bir küheylan olur. Kör Koca Yusuf kendine güç verecek gözlerini açtıracak sihirli üç köpüğü içmek üzere oğlu ile pınara gider. Ancak babasının içeceği köpükleri oğul Ruşen Ali içer. Yiğitlik, şairlik ve sonsuz güç kazanır. Körün oğlu, körün oğlu zamanla Köroğlu’na dönüşür. Köroğlu etrafında ki yiğitleriyle Bolu Bey’inden babasının intikamını alır. Yaşamını haksızlıklara karşı mücadele, fakirlere, çaresizlere yardım ederek geçirir. Tüfeğin icad edilmesiyle ”Delikli demir icad oldu, mertlik bozuldu.” Diyerek kırklara karıştığına inanılır.
Köroğlu hukuka töreye uymayan, halka zulmeden otoriteye karşı isyanı temsil eder. Acımasız otoriteyi temsil eden Bolu Bey’ine karşı halkı korur, onlara önderlik eder. Dolayısıyla tüm Türk dünyası tarafından değişik coğrafyalarda sahiplenilir ve genellikle o bölgede yaşadığı iddia edilir. 

Not: 
1) Bolu Dağı'nın yüksekliği konusunda 2.400 ve 2.499 Metre olmak üzere 2 farklı yükseklik değeri bulunmakta. Ben Bolu Valiliği İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü web sayfasında geçen 2.499 Metre yüksekliği baz aldım. (http://www.bolukulturturizm.gov.tr/TR,69927/bolu-genel.html)

2) Bu yazı hazırlanırken Kıbrıscık Belediyesi panosu, Kıbrıscık Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği Yayınları ile Kıbrıscık Köroğlu ve Yayla Kültürü Canlandırma ve Yaşatma Projesi kitabından yararlanılmıştır.

5 yorum:

  1. Sevgili Ayhan Bey,
    Zevkle ve emekle hazırlanmis blogunuzu keyifle okudum.
    Guzel dogamıza ek olarak, tarihi bilgileri de eklemeniz bende ve eminim bir çok takipçinizde, hem doğa, hemde tarih bilgimizi pekiştirme isteğini arttırıyor.
    Bu arada diğer bloglarınıza da zaman buldukça göz atacam, bu ilkiydi ve hakikaten nezih bir şekilde hazırlamışsınız.
    Sizin gibi örnek bir vatandaşımızın bir sonraki paylaşımınızı dört gözle bekliyorum.
    Keep up the good job! :)

    İKBAL YILDIRIM 7 Eylül 2014 11:35

    YanıtlaSil
  2. Çok güzel yerlerimiz var Türkiye de ve maalesef bilmiyoruz. Gittiğiniz yerlere bayıldım.Ne yalan söyleyeyim çokta kıskandım.
    Buralara en yakın zamanda ben gideceğim kesin.
    Saygılarımla,

    Aslı YILDIZLAR 8 Eylül 2014 09:23

    YanıtlaSil
  3. Her zaman ki gibi gene en güzel şekilde canlandırmışsın. Eline,emeğine,yüreğine sağlık.

    Mustafa KIZILCA 08 Eylül 2014 16:10

    YanıtlaSil
  4. Sevgili Ayhan
    Pek güzel bir etkinlik olmuş. Yazılar ve fotoğraflar doyurucu. Şu sıralarda hırsızların baştacı edildiği ülkemizde, Köroğlu vurgulaması tam zamanınıda kullanılmış. Tebrik ederim.

    YanıtlaSil
  5. Her zamanki gibi imrendiriyorsunuz beni.

    Gülsüm DOĞAN 11 Eylül 2014 14:17

    YanıtlaSil