10 Nisan 2014 Perşembe

ESKİŞEHİR

5-6 Nisan 2014 Tarihlerinde Karşıyaka Belediyesi Folklör ekibimizden Sn. Semiha TEMİZLER
KUTLUGÜN’ün organize ettiği 2 Günlük Eskişehir gezisine eşim ile beraber katıldım. 
1988 – 89 Yıllarından bu yana yaklaşık 25 Yıldır gidemediğim Eskişehir’de, Sn. Yılmaz
BÜYÜKERŞEN ve ekibi, resmen bir mucize yaratmışlar. 5-6 Dakikada bir gelen Tramvay, araç ve insanların hiçbir engel olmadan aynı yol üzerinde iç içe işlemesi, çok güzel. 
Herkes birbirine saygılı. Hiçbir keşmekeş ve karışıklık yok. 2 Gün içerisinde hiçbir kazaya rastlamadık. 25 Yıl öncesinin pis kokulu Porsuk Çayı gitmiş, üzerinde gezi teknelerinin, gondolların dolaştığı kenarları yemyeşil, çevresi kafeler lokantalar ile bezenmiş Porsuk 
Çayı gelmiş. Biz göremedik ama tekneler, Panama Kanalı’nda, Tuna Nehri’nde olduğu gibi seviye yükseltme havuzlarında yükseltilerek Porsuk Çayı’nda 12 Km. gidebiliyorlarmış. Sn. Yılmaz BÜYÜKERŞEN nezdinde tüm emeği geçenlere saygı, sevgi ve 
şükranlarımı sunuyorum. İstenirse nasıl olabileceğinin, nasıl yapılabileceğinin örneği Eskişehir. Darısı Karşıyaka Bostanlı sahiline bir tuvalet bile yapamayan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı’na. 
05 Nisan sabahı rehberimiz Sn. Emre DALLI ile buluştuktan sonra ilk olarak Cer Atölyesinde 129 Günde yapılan yüzde yüz yerli ilk ve tek otomobilimiz olan Devrim arabamızı görmeye gidiyoruz. Vatan hainlerinin çeşitli oyunları ile deposuna benzin konulmaması bahane edilerek üretimi 
engellenmese, Devrim otomobilimiz şu an tüm dünyanın tanıdığı bir otomobil markası olmaz mıydı? İçimi sızlatan bu düşünceler içinde fotoğraflarımızı çektikten sonra Porsuk Çayı’na tekne gezisine gidiyoruz. Bu esnada rehberimiz Emre Bey’den, Porsuk Çayı’nın 
kaynağından kesilerek içindeki Kil’den temizlenip ıslah edildiğini ve bugünkü haline getirildiğini, temizlenen Kil’in de satılarak gelir elde edildiğini öğreniyoruz. Tekne gezisinden sonra Bilim Kültür ve Sanat Parkı’na(Sazova Parkı) gidiyoruz. 
Önce, Amerika Kıtası’nın keşfinde kullanılan Santa Maria kalyonunun bire bir örneği olan Masal Gemisine, oradan da Ülkemizde ki 12 Kule’den esinlenerek yapılan Masal Şatosu’na geçiyoruz. 
Masal Gemisi ve Masal Şatosu’nda masallar içinde gezindikten sonra, Sabancı Uzay Evi ve Bilim Deney Merkezi’nin yanından geçerek Eti Sualtı Dünya’sına gidiyoruz. Eti Sualtı Dünyası, 
İstanbul’da ki örneklerinden biraz daha küçük ama bakımlı. Artık kurt gibi açıktık. Öğle yemeğimiz Sorpa(Kuzu eti, yoğurt ve soğandan oluşan çorba), Çi(Şi) Börek, Göbete(Kıymalı, pirinçli börek), salata, ayran, tatlı ve çaydan oluşuyor. O kadar acıkmışız ki Çi(Şi) böreğin  
biraz soğumasını bile bekleyemiyoruz. Ağızlarımız yanıyor. Sorpa çok güzel bir çorba. Tam bir düğün yemeği gibi. Yemekten sonra, Çanakkale ve Kurtuluş Savaşları’nda sevkiyatlardan sorumlu komutan olarak zaferlerde büyük emeği olan, savaş sonrası   
Paris Büyükelçisi olarak Yahudilere Türk pasaportu verip onları nazi katliamlarından kurtaran, Devlet Demir Yolları’nı ilk işleten, İTÜ’yü özerkleştiren ve daha birçok büyük hizmetleri olan rahmetli Behiç ERKİN’in iki tren rayının arasında ki mezarının kenarından geçerek Odun Pazarı’na gidiyoruz. 
Eski Odun Pazarı’nda, Kurşunlu Külliyesi’ni, Lületaşı Müzesi’ni, El Sanatları Müzesini, Atlıhan Çarşı’sını gezip Yeni Odun Pazarı’nda ki Yılmaz BÜYÜKERŞEN Balmumu Heykeller Müzesi ile 
Büyükşehir Belediyesi Çağdaş Cam  Sanatları Müzesi’ne geçiyoruz. Buradan da denize gidemeyen dar aile çocukları için dipten alınan artezyen suyuyla  yapılan Kentpark içinde ki plaja ve denize
gidiyoruz. Oradan da tüm Eskişehir’in kuşbaşı görülebildiği yayla olan, Şelale Parkı’na gidip Eskişehir’i kuşbakışı seyrediyoruz. Nihayet pilimiz bitmiş bir vaziyette otelimiz olan Sör Otel’e geliyoruz. Sanırım artık yemek yiyip istirahat ettiğimizi düşünüyorsunuz. 
Ama daha yolda, otele gelirken gece programı yapılıyor. Bir saat kadar dinlenmeden sonra Eskişehir’in gece hayatının fethi başlıyor. Bağlar Semti Üniversite Caddesi boyunca yürümeye başlıyoruz. Önce Haller Gençlik Merkezi’ne, sonra Barlar Sokağı’na, daha sonra  
Doktorlar Caddesi’ne saat 23;00’den sonra da gece eğlence merkezi 222’ye gidiliyor. Bizim pilimiz bittiği için Barlar Sokağı’ndan sonra işkembe çorbası içip otele dönüyoruz. Sabah gençlerimizeJ sorduğumda gece yarısı 02:00 – 02:30 gibi otele geldiklerini  
öğreniyorum. Tek kelimeyle maaşallah. Ertesi sabah saat 08:00’de Hamamları ile ünlü Eskişehir’in Hamam Yolu mevkiinde ki Has Hamam’a,  Ekrem ve Erhan Efe’yle gidiyoruz. Sıcak termal suyun ardından olduğumuz keseyle ak pak oluyoruz. 
1923’den beri tahin helva üretimi yapan Tarihi Balkan Helvacısı’ndan Eskişehir’in ünlü Met Helvası alıyoruz. Hamam Yolu sokaklarında gezinip alışverişlerimizi yapıyoruz. 1925’den beri hizmet veren Eskişehir’in ünlü Karakedi Bozacısı’nda bozalarımızı kaşık 
 ile yiyoruz. Sonra otelimize dönüp kahvaltımızı yaptıktan sonra saat 15:00’e kadar serbest zaman veriliyor. Filiz ve Aynur Hanımlar ve Erhan Efe’yle beraber Haller Gençlik Merkezi’ne 1927’den beri hizmet veren Mazlumlar Muhallebecisi’ne tatlı yemeye gidiyoruz. 
Gelincik şuruplu su muhallebesi ile kraliçe tatlısı yiyoruz. Dededen toruna kuşaklar boyu devam eden kendi lezzetini yaratmış lezzet duraklarında bir şeyler yemek benim için büyük bir keyif. Sonunda saat 15:00 sıralarında toplanıp İzmir’e doğru yola çıkıyoruz. Yolda Kütahya’da Güral Porselen’e  uğruyoruz. 
Saat 21:00 Sularında Salihli de bulunan Değirmen Odun Köfte’ye gelerek gezimizin final yemeğini yiyip saat 23:00 Sularında İzmir’e  dönerek iki günlük Eskişehir gezimiz bitiriyoruz. Başta Sn. Semiha TEMİZLER KUTLUGÜN olmak üzere, Sn. Ekrem ALTAY’a,  
Eskişehir’i bize mükemmel bir şekilde gezdirip tanıtan rehberimiz Sn. Emre DALLI’ya(0 505 7222837), Karadeveci firmasından kaptanımız Sn. Gürcan Bey’e, çok memnun kaldığımız otelimiz Sör Otel’e(0 222 3201020) ve geziye katılan problemsiz tüm katılımcılara çok teşekkür ediyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


Eskişehir fotoğraflarını görmek için lütfen buraya tıklayınız.


Eskişehir video’sunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.


Not: Yazıda ki bilgiler Rehberimiz Sn. Emre DALLI anlatımlarından not alınmıştır.

3 yorum:

  1. Merhaba Ayhan. 2010 ve 2011 yıllarında toplam 6 gün gezdiğim Eskişehir'de göremediğim pek çok şeyi yazından okudum. Eline sağlık.
    Behiç Erkin'e kısaca 2 ekleme yapmak istiyorum:1) Soyadını Atatürk vermiştir. 2) Büyük Taarruz emrini verdiği gece Behiç Bey'in evinde uyumuştur.
    Behiç Bey Kurtuluş Savaşımızın adı pek duyulmayan çok önemli bir ismidir. Allah Rahmet Eylesin.
    Selamlar..

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Şinasi Hocam.

    YanıtlaSil
  3. Yavuz Serdar KONUK 12 Nisan 2014 12:53

    Sevgili Ayhan,
    Allah içinize sindirsin, sağlıkla gezmeler nasip etsin.
    Gezdiğin,gördüğün yerleri bizlere tanıtman çok güzel, ama yemeklerden bahsetme be kardeşim, insanın içi eriyor.
    Filiz'e çok selamlar, oğlanı da yanaklarından öperim.
    Sevgiyle kalın..

    YanıtlaSil