1 Aralık 2009 Salı

Uçarak KAPADOKYA(CAPPADOCIA) - BALON TURU


20.05.2012
Bizi balona götürecek araç saat 04.45’te otelin önünde hazır bekliyor. Fotoğraf makinamın pilleri tamamen boşaldığı için her saat başı uyanıp pilleri şarj cihazına takıyorum. Saat 04.00’e kadar sadece 3 Tane pil şarj
edebiliyorum. Doğal olarak uykumu alamıyorum. Pillerimin tamamını dolduramadığım için balonda video çekimi yapmaktan vazgeçiyorum. 
Yoksa günün geri kalanında hiç fotoğraf çekemeyeceğim. Hemen hareket ediyoruz. Direkt balona gideceğimizi sanıyordum. Meğer balon firmaları önce kahvaltı veriyorlarmış. Bizi uçuracak firmamız olan Voyager Balloons, Ürgüp merkezde kahvaltı veriyor. İsimlerimiz ve diğer bilgiler kaydediliyor. Çoğunluk Japon turistlerle birlikte yapılan açık büfe kahvaltıdan sonra balonun kalkış yapacağı açık araziye araba ile gidiyoruz. Balonlar şişirilmeye başlamış.
Sepet 3 Bölmeden oluşuyor. Ortadaki bölüm pilotlara ayrılmış. Yandaki bölümler tekrar 2’ye bölünerek 4 Eşit parça oluşturulmuş. Daracık her bölüme 6 Kişi balık istifi biniyor. Böylece tam denge sağlanıyor. Sepetin kapısı yok. İçine sepetin kenarında ki iki deliğe basarak giriliyor. Biz 3 Bölümü dolduruyoruz. 4. Bölümde 5 İngiliz 1 Japon turist var.  
Balonu şişiren ve havada kalmasını sağlayan Helyum gazını balonun içine basan aparat, 3-4 Metrelik ateş fışkırtıyor ve oldukça yüksek ses çıkarıyor. Sepetin içinde iniş sırasında yapılması gerekenler kısaca anlatılıyor ve uygulatılıyor. Nihayet saat 05.50 Sıralarında sepete binip yavaş yavaş havalanmaya başlıyoruz. 
Aynı anda 30-40 Balon havalanıyor. Etrafımız ve gökyüzü rengarenk balonlarla dolu. Müthiş bir görsellik ve heyecan. Gün içinde rüzgarın en az sabah olması sebebiyle, çok erken saatlerde uçuluyor. Yukarıda hava patlarsa balonun nereye gideceği belli değil. Yönü rüzgar tayin ediyor. Bir keresinde rüzgar şiddetlenince, balonları Kayseri yakınlarından toplamışlar.Pilotlar balonun kalkış ve inişini, çelik halatlarla balonun yanlarında ki havalandırma pencerelerini açıp kapayarak sağlıyorlar.
Kapadokya’da 15 Yıldır Balon ile uçuluyormuş. Bu süre içinde bir kez kaza olmuş. Yaklaşık 200 Metrede, yükselen bir balonun üstü, başka bir balonun sepetinin altına değip tutuşmasına neden olmuş. Pilot alev alan balonu, 20 Metreye kadar indirebilmiş. Sonra sepet yere düşmüş. Sepette ki 70 Yaşlarında bir turist kalp krizinden ölmüş.  Bugüne kadar başka bir kaza olmamış.
Balonların birbirlerine yandan değmesinde bir problem yokmuş. Sepetin başka bir balonun üstüne, alttan çarpması tehlikeliymiş. Bunun olmaması için balon firmaları çok personel çalıştırıyorlar. Gezilecek güzergahın dört bir yanında bulunan elemanları ile özellikle balonun görülemeyen tek noktası olan üst kısmında başka bir balon olup olmadığını sürekli telsiz ile öğreniyorlar. Ayrıca bütün balonlarda ki pilotlar telsiz ile haberleşebiliyorlar. Yani anlayacağınız güvenlik en üst seviye de tutuluyor.
Balona binene kadar, balon ile uçuş fiyatlarını hep çok pahalı bulmuşumdur. Fakat çalışan onlarca personel ile diğer araçları görünce, fiyatın neden yüksek olduğunu insan daha iyi anlıyor. Gerçi biz dağcılık kulübü olmanın avantajı ve Füsun Hanım ile Zeki Bey sayesinde biraz daha hesaplı uçtuk. Normal şartlarda ortalama bir ailenin kişi başı 150 Euro’dan başlayan fiyatlarla uçabilmesi oldukça zor. Ama her şeye rağmen insan hayatında bir kez olsun Kapadokya’da balon ile uçabilmeli. Bu güzellikleri ve heyecanı yukarıdan yaşayabilmeli.
2 Gündür adım adım dolaştığımız vadileri sabahın ilk ışıklarıyla yukarıdan seyretmenin hazzı bir başka oluyor. Bunu anlatmada kelimelerim kifayetsiz kalıyor. Tek kelimeyle herşey çok güzel. Muhteşem. Bir yükseliyoruz, bir alçalıyoruz. Saniyede 4 Metre inişin adı, serbest düşüş. Sepetimiz vadilerin toprağına, peribacalarının ucuna değecek kadar alçalıyor. İki tarafımız vadilerin dik yamaçları. Sonra vadi kenarına teğet geçip tekrar yükseliyor. Bu böylece uçuş boyunca devam ediyor. 
Benim gibi uçmayı sevmeyen birisi bile bu kadar mutluysa gerisini siz anlayın artık. Balonda pilotumuz Sn. M. Sadi ŞENTÜRK ve yardımcısı bizlere gezilen yerleri ve çıktığımız irtifayı anlatıyorlar. Saat 06.43’te 1530 Metre ile en yükseğe çıkıyoruz. 
Bu irtifada hafif serin bir rüzgar var. Bundan daha yükseğe çıkış uçakların uçuş güvenliği açısından yasaklanmış. Yoksa balonlar teknik olarak daha da yükselebiliyorlarmış. Aşağısı resmen Google Earth’tan seyreder gibi. Yer şekilleri haritaya, yollar çizgiye, insanlar noktaya dönüşüyor.
Pilotumuz karşıda Erciyes ve Hasan Dağları’nı gösteriyor. Arkadaşlarımızdan birisi “Bizim çoğumuz oralara çıktı.” diyor. Sonra aşağıda; burası Ihlara, burası Kızıl Vadi, burası Aşk, burası Güvercinlik Vadileri dediğinde başka bir arkadaş “Biz iki gündür oraları yürüyoruz” dediğinde, önce bir “Ya sabır!” çekiyor. Sonrada, o zaman siz anlatın biz dinleyelim diyor. Gülüşüyoruz.
Velhasıl bir gün önce yürüdüğümüz Kızıl Çukur Vadisi seyir tepesi, iniş alanımız. Pilotumuz resmen sepetin ve balonun konduğu aracın çektiği römorkunun içine, bizi konduruyor. Valla helal olsun diyoruz. Sonra sepetten iniş maceramız başlıyor. 
Balon ile uçma heyecanıyla, Kapadokya’ya geldiğimiz ilk günün sabahında ters bir basış ile diz yan bağlarını koparan Bergüzar Hanım, “Ayhan Abim olmadan inmem”, “Ayhan Abim olmadan inmem”, diye ortalığı inletiyor. Sonra ben ve pilot Sadi Bey “Altın Beşik El Tutuşu” yöntemine benzer bir yöntem ile Bergüzar Hanım’ı sepetten indiriyoruz. Bana duyduğu güven için kendisine çok teşekkür ediyorum.
Kapadokya’da yapılan her balon turunun sonunda küçük bir parti yapılıyor. Şampanya patlatılıyor. Sertifikalar veriliyor. Personel için bahşiş toplanıyor. Böylece hayatımda ilk defa sabahın 07.30’nda şampanya içiyorum. Hepimiz çok mutluyuz. 
Kızlarımız toplanmak için döndüğümüz otelin asansöründe, sabahın bu saatinde “Artık benim de bir sertifikam var” diye doğaçlama beste yapıyorlar.  Zor susturuyorum. Pilotumuz Sn. M. Sadi ŞENTÜRK’ün nezdinde tüm çalışanlara ve  Voyager Balloons firmasına çok teşekkür ediyorum.
Balon turu fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder