20 Ocak 2015 Salı

KARYA(Karia) YOLU - 8. Etabı - (İç Karya Bölümü(4)-KAYABÜKÜ-SAKARKAYA-KARAHAYIT-YEDİLER MANASTIRI-GÖLYAKA-KAPIKIRI-İKİZADA arası)

Zirve Dağcılık İzmir Şb.’nin, Sn. Zeki VAROL rehberliğinde 8. Etap olarak devam ettiğimiz Karya(Karia) Yolu İç Karya(4) Bölümü’nün KAYABÜKÜ-SAKARKAYA-KARAHAYIT-YEDİLER MANASTIRI-GÖLYAKA-KAPIKIRI-İKİZADA arasını, 10-11 Ocak 2015 
Tarihlerinde, 41 Arkadaş ile yürüdük. İkinci gün(15.01.2015) sevgili Selda ve Oski'nin de katılmasıyla yürüyüşçü sayımız 43 oldu. Bu etkinliğimizi diğer yürüyüşlerden ayıran en önemli fark kar ve buz  
oldu. Özellikle ilk gün Kayabükü Sakarkaya Karahayıt rotası, tüm ülkemizi etkisi altına alan son yılların en ağır kış şartları sebebiyle patikalarda ki suların tamamen donması, bazı yerlerin resmen buz şelalesi olması sonucu, buz ve kar üzerinde geçti. 
Kartopu oynaya oynaya, Kar’ın çıkardığı kütürdemeleri dinleye dinleye Karya Yolu faaliyeti yapmak sanıyorum hepimizin üzerinde, camız kaymaklı ekmek kadayıfı etkisi yaptı. Etkinliğimize 10 Ocak 2015 Sabahı saat 06:45 Sıralarında Sn. Erdinç Bey’in sürprizi ile
Söke Askeri Gazinosu’nda güzel bir kahvaltı yaparak başladık. Saat 09:10 Sularında, yürüyüş başlangıç noktamız olan yaklaşık 350-400 Metre rakımda ki Milas’ın Kayabükü Köyü’ne gelip 09:20 Sıralarında  
yürüyüşümüze başladık. Önce yaklaşık 550-600 Metrelere yükseliyoruz. Sonra 150-200 Metrelere inip fıstık çamları, zeytinlikler, dağ çileği, sandal vb. ağaçların altında, devasa büyüklüklerde yıkılıverecek gibi birbiri üzerinde, yan yana duran  
kayaların aralarında, şırıl şırıl akan birkaç dere geçerek, saat 12:30 Sularında yaklaşık 600 Metre rakımda ki Sakarkaya Köyü’ne geliyoruz. Sakarkaya Köyü yaklaşık 2.000 Kişilik nüfusuyla çok geniş bir alana yayılmış, artık köylükten çıkmış oldukça büyük, 
betona boğulmuş bir yerleşim yeri. Otantik köy evi neredeyse kalmamış. Köy meydanında ki kahvelerde öğle molası veriyoruz. İkinci sürpriz geliyor. Netice ve Meral Hanım’lardan doğum günü pastası. Yaklaşık 3 Saat sırt çantalarında buzlu ve karlı patikalarda 
pasta taşımak. Kızlarımız inanılmaz. Sn. Zeki VAROL Bey’in sakin mütevazi kişiliğinde, Likya yollarından başlayan dostluklarımız, ekibimizi birbirine sımsıkı bir şekilde bağlanmasına yol açıyor. Herkes birbirine karşı son derece saygılı, yardımsever ve 
paylaşımcı. Kocaman bir aile olduk. Yardım meleğimiz Sn. Kemal TIRPAN Bey ile Sn. Nadir ŞENER Bey’lerin doğum gününü kutlayıp pastalarımızı yedikten sonra saat 13:00 Sıralarında tekrar 
yürüyüşümüze başlıyoruz. Karlı ve buzlu patikalarda kartopu oynaya oynaya yaklaşık 850-900 Metrelere yükseliyoruz. Tepe noktasında, Bafa Gölü’nün muhteşem manzarası karşısında tekrar kartopu savaşı yapıyoruz. Şennur ve Şule herkesi pes ettiriyor. 
Hele Şule’nin kartopları Refik’in başında, Zeki’nin kulağında, Bergüzar’ın yüzünde patlıyor. Bu arada emektar fotoğraf makinam soğuktan donuyor. Artık bu güzellikleri kendi makinam ile fotoğraflayamıyorum. Bundan sonra Karahayıt Köyü’ne kadar 
Sn. Mehmet KUMRAL Bey’in fotoğraf makinası ile fotoğraf ve video çekiyorum. Sevgili Mert ve diğer arkadaşların da çektiği fotoğraf ve videolar ile etkinlik albümünü tamamlayacağım. Karahayıt Köyü’ne 2-3 Km. kala Zeki Bey, isteyenlerin yaklaşık 45-50 Dakikalık ilave  
bir yürüyüşle, Balıktaşı Mağarası’nda, M.Ö. 6000’li yıllarda neolitik dönemden kalkolitik döneme kadar tarihlendirilen, resim sanatının atası sayılan, insanlar tarafından tarihte ilk defa yapılan insan temalı kaya resimlerini görmeye gelebileceklerini, istemeyenlerin
ise Karahayıt Köyü’ne devam edebileceklerini bildiriyor. Ben donan fotoğraf makinamı bahane ederek gitmiyorum. Kimseye söylemiyorum. Aslında çok istediğim halde, sol dizim ağrımaya başladığı için Balıktaşı Mağarası’na gitmiyorum. Bir grup arkadaş ile 
köye devam ediyorum. Saat 16:30 Sularında Köy kahvesine gelerek bu günkü etkinliği bitiriyorum. Köy kahvesinin sobasında kemikleri ısınan emektar fotoğraf makinam tekrar çalışmaya başlıyor. Sakarkaya Köy kahvesinde konuştuğumuz köylüler “Köylerinde hiç kavga olmadığını, bugüne kadar hiç kimsenin hapse girmediğini” övünerek anlatıyorlar. Seviniyorum. 
Demek ki böyle yerler sadece masallarda kalmamış. Balıktaşı Mağarası’na giden arkadaşlar da saat 17:00 Sularında gelerek birinci gün etkinliğimizi bitirip akşam kalacağımız Bafa Gölü Kıyısında Milas-Bodrum yolu üzerinde ki Natura Panorama-Oliva Hotel Restaurant Tesislerine(0 252 5191177 – 0 531 5603018) hareket  
ediyoruz. Akşam yemeğinde özellikle zeytinyağlılar ve otlardan yapılmış mezeler nefis. Akşam yemeğinde 3. Sürpriz geliyor. Kemal ve Nadir Bey’lere ilaveten Ümmüsel, Şennur ve Serpil Hanımlar ile Turgay, Erdinç ve Can Bey’lerin de doğum günü olduğunu öğreniyoruz. Tekrar mum üflemeler, sürpriz pastalar. 
Karya Ailesi büyüdükçe her gün birilerimizin doğum günü olması gayet doğal. Böyle günlere çok ehemniyet vermeyen ben, unuttuklarımdan peşinen özür diliyorum. Sevgili Mert’in güzel sesi ve harika yorumuyla seslendirdiği şarkı ve türkülere, başta Süleyman TEMİZER Bey olmak üzere hepimiz eşlik ediyoruz. Saat 23:00’den sonra istirahat etmek üzere odalara dağılıyoruz. 
Birinci gün yaptığımız 17 Km.’lik parkurda kırmızı beyaz işaretlemeler gayet iyi. Mesafe levhası sadece köylerde var. Patika üzerinde çeşme yok ama kış mevsimi olması sebebiyle derelerde su bol. Yazın dereler kuruyabilir. Zorlu olmayan 200-900 Metre arası yükseklikte inişli çıkışlı çok güzel bir etap. 
İkinci gün 11 Ocak 2015 Günü sabahı saat 07:00 Sularında güzel bir kahvaltı ile güne başlıyoruz. Kahvaltıda ki ürünlerin birçoğu tesis tarafından doğal şartlarda üretiliyor. Hızlı bir kahvaltıdan sonra akşam göremediğim tesisi keşfe çıkıyorum. 
Bana göre Bafa Gölü civarında bu güne kadar kaldığım en güzel tesis. Temiz, tertipli, düzenli ve sakin. Az sayıda ki personel, severek gönülden herkese güler yüz ile profesyonelce yardıma koşturuyor. Güneş görmeyen yerlerin erimediği
buzlu yollarda, aracımız ile yükselerek 240-250 M. rakımda ki ikinci gün etkinlik başlangıç noktamız olan Karahayıt Köyü’ne saat 08:45 Sıralarında gelip hemen yürüyüşe başlıyoruz. Sabah oldukça serin. Patikalarda ki buzlar henüz erimemiş. Köylüler çoluk çocuk
donmuş zeytinleri toplamak için bahçelerine gidiyorlar. Artık bu zeytinlerden sadece yağ alınabilirmiş. Güneş yükseldikçe ve Bafa Gölü’ne doğru alçaldıkça hava çok güzel oluyor. Saat 09:50 Sıralarında Yediler Manastırı’na(Kellibaron) geliyoruz. 
Manastır yakınlarında bir kaya oyuğuna resmedilmiş Hz. İsa’nın doğumundan ölümüne kadar betimleyen fresklerin resimlerini çektikten sonra Manastıra geçiyoruz. 12.04.2009 Tarihinde rahmetli Özel ile geldiğimiz manastırın giriş tarafında ki kulesinin
yıkılmış olmasına çok üzülüyorum. İlk kez M.S. 7. Yüzyıldan itibaren Sina Yarımadası ve Yemen’den gelen Hristiyan Rahiplerin kurduğu, M.S. 8. ve 9. Yüzyıllarda çoğalan manastırlar sonucu
bölgenin piskoposluk merkezi haline geldiği, manastır çevresinde bulunan onlarca küçük mağaralarda keşişlerin tek başına çile doldurdukları çilehanelerin, manastırların ve tarihin ilk insan temalı resimlerinin bulunduğu mağaraların bu kadar korumasız olması, 
definecilerin ve bilinçsiz insanların tahribatına ve insafına açık olması çok ama çok üzücü. İçim acıyor. Bu duygular ile manastırdan 10:20 Sıralarında ayrılıp Kerdemelik Mağarası’nda ki kaya resimlerini görmeye gidiyoruz. Yarım saatlik bir yürüyüş,
biraz kaya tırmanışı, biraz da çömelerek taşlar altından geçiş yaparak 10:50 Sıralarında mağaraya geliyoruz. Beşparmak(Latmos) Dağı’nda bulunan tarihin ilk resimlerinin ana teması insan. Resimler insanı birey olarak değil, toplumun bir üyesi olarak göstermekte. 
Resimlerde kadınla erkeğin arasındaki ilişki, doğurganlık ve aile ön plana çıkmakta. 10-15 Dakika içinde bütün ekip tabanı su ile dolu mağaraya sırayla girip resimleri gördükten sonra Gölyaka’ya doğru yürüyüşümüze devam ediyoruz. Tabii ki bu tırmanış
ve çömelişlerden sonra dizimde ki ağrılarım iyice artıyor. Dizlik takıyorum. Saat 12:00 Sularında Gölyaka’ya ulaşıyoruz. Hiç durmadan asfalt yol üzerinde 4 Km. daha yürüyüşümüze devam edip saat 12:50 Sıralarında, günümüze kadar
yaşamın kesintisiz bir şekilde devam eden ender yerleşim yerlerinden Kapıkırı Köyü’ne geliyoruz. Kapıkırı Bafa Gölü kıyısında Herakleia Kamp yerinde öğle molası veriyoruz. Saat 13:20 
Sıralarında İkizada’yı görmek üzere tekrar yürüyüşe başlıyoruz. Fakat Bafa Gölü’nün çok yükselmesi sonucu İkizada’ya geçemeyip geri dönerek saat 15:00 Sularında faaliyetimizi bitirip Bafa Gölü kıyısında güneşli sıcacık bir havada keyif yapmaya başlıyoruz. 
Herakleia Restaurant ve kampın işletmecisi Sn. Hüseyin KÜÇÜKTİRYAKİ(0 537 3386145) Bey’in musluğa taktığı hortum sayesinde dizime soğuk su uyguluyorum. Buz gibi su diz ağrımı azaltıyor. Yaprak kımıldamayan sakin bir havada, 
ütülenmiş çarşaf gibi, ayna gibi Bafa Gölü’nün kıyısında sıcacık bir havada güneşi batırana kadar kalıyoruz. Güneşin batması ile arkadaşlar aracımıza yöneliyor. 15-20 Dakika daha kalıp masmavi  
gölün kıpkırmızı olmasını göremeden İzmir’e hareket ediyoruz. Allah’tan sevgili İsmail NEZİROĞLU(Oski) var. Arabası ile geldiği için ondan rica ediyorum gölün kıpkırmızı resimlerini çekmesini. İkinci gün 15-16 Km. civarında yürüyüş yapıyoruz. 
Kırmızı beyaz işaretlemeler, mesafe levhaları bu bölgede bolca var. Gölyaka’dan sonra hep Kapıkırı içinde olunduğu için su sıkıntısı yok. Zorlu olmayan tarih ve doğanın iç içe geçtiği mükemmel bir etap. 
Şişen dizimi tedavi etmek için MR sonucunu beklerken, bir kez daha bizleri masal ülkesine götürüp masal kahramanları yapan sevgili bilge rehberimiz Sn. Zeki VAROL’a çok ama çok teşekkür ediyorum. 
Etkinliğimizin sorunsuz bir şekilde geçmesinde çok emeği olan yardım meleğimiz Sn. Kemal TIRPAN ile milli artçımız Sn. Refik KIZILATA’ya, sevgili Birol SAĞIN’a, kahvaltı sürprizi için Sn. Erdinç 
IŞIKLIGÜN’e, katılımcı tüm arkadaşlara ve kaptanımız Halil Bey’e çok teşekkür ediyorum. MR sonucunda dizimin tedavisinin sorunsuz bir şekilde tamamlanarak, masalsı rüyanın kalanından mahrum kalmamak en büyük dileğim.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


Karya(Karia) Yolu 8. Etap Fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

Karya(Karia) Yolu 8. Etap Video’sunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.



Not: Bu yazının hazırlanmasında aşağıdaki web sayfalarından yararlanılmıştır.


5 Ocak 2015 Pazartesi

Didim APOLLON Tapınağı

03 Ocak 2015 Cumartesi günü eşim ile beraber Didim Apollon Tapınağı’nı gezmeye gittik. İzmir Karşıyaka’dan çıkışımız saat 13;00’ü buldu. Ülkemizin her tarafı ağır kış şartlarında karlar altında  
donarken, Didim’de pırıl pırıl ılık bir havada, saat 15;00 Sıralarında Apollon Tapınağı’na giriş

8 Aralık 2014 Pazartesi

KARYA(Karia) YOLU - 7. Etabı - (İç Karya(3) Bölümü-KARGICAK-SARIKAYA-GÖKSEKİ-KETENDERE-KIZILAĞAÇ(ÇOMAKDAĞ)-İKİZTAŞ-NARHİSAR-KONAK-KAYABÜKÜ)

29-30 Kasım 2014 Tarihlerinde, İç Karya(3) Bölümü’nün KARGICAK-SARIKAYA-GÖKSEKİ-KETENDERE-KIZILAĞAÇ(ÇOMAKDAĞ)-İKİZTAŞ-NARHİSAR-KONAK-KAYABÜKÜ arasını, Sn. Zeki VAROL rehberliğinde 38 Arkadaş ile, 7. Etap olarak yürüyerek, Karya Yolu faaliyetimize devam ettik. Bafa Gölü yakınlarında Milas 
karayolunun üstündeki Pınarcık Köyü’nde, gözleme ve çay ile sabah kahvaltısını yaptıktan

8 Kasım 2014 Cumartesi

Karya(Karia) Yolu-6. Etabı - (İç Karya(2) Bölümü-BOZALAN-FESLEĞEN-KARACAHİSAR-BAHÇE-BEÇİN-MİLAS Arası)

Nihayet 01-02 Kasım 2014 Tarihlerinde, İç Karya(2) Bölümü-BOZALAN-FESLEĞEN-KARACAHİSAR-BAHÇE-BEÇİN-MİLAS arasını, sevgili Zeki VAROL rehberliğinde 40 arkadaş ile yürüyerek, 2014-2015 Yılı  Karya(Karia) Yolu etkinliklerimize başladık. Bu sezon 
ilk hedefimiz, Milas’ın Bozalan Köyü’nden başlayıp, Aydın’ın Karpuzlu İlçesi’nde biten

29 Ekim 2014 Çarşamba

PRİENE Z YOLU-KURŞUNLU MANASTIRI Etkinliği - Söke-AYDIN

Zirve Dağcılık Söke Şubesi’nin 26 Ekim 2014 Pazar günü düzenlediği, Priene Z Yolu-Kurşunlu Manastırı-Radon Termal etkinliğine, sevgili dostum Zeki VAROL ile birlikte katıldık. Söke’de buluşma noktasına geldiğimizde,  İzmir Zirve’den arkadaşlarımız
Gülsüm-Nurgül-Mert ve Ercan ile karşılaşmak bizim için güzel bir sürpriz oldu. Geciken

28 Eylül 2014 Pazar

BELEN KAHVESİ – MUĞLA

Çıktım Belen Kahvesi’ne baktım ovaya
Bay Mustafa çağırdı dama oynamaya
Ormancı da gelir gelmez yıkar masayı
Söz anlamaz ormancı çekmiş kafayı

6 Eylül 2014 Cumartesi

KÖROĞLU DAĞI-2.499 M. – Kıbrıscık-BOLU

“Yaşamını haksızlıklara karşı mücadele ile geçiren, çaresizlere yardım eden, zenginden, zorbadan alıp fakir fukaraya dağıtan, onları koruyup kollayan kahraman kimdir?” Diye yazıma başlasam, herhalde herkesin aklına ilk önce Robin Hood gelir. Halbuki zalim Bolu Beyi’ni dize getirmiş, kılıç kalkan ile yakalanamayıp
tüfekle vurulduğunda “Delikli demir icat oldu, mertlik bozuldu” diyen şair, halk kahramanı