21 Nisan 2016 Perşembe

Yanık Ülke KULA(Katakekaumene) 2 – MANİSA

Yıllarca, Ankara seyahatlerinde yanından gelip geçerken “Bir gün volkan konilerine çıkmak, simsiyah lav göllerini görmek, üzerinde dolaşmak nasip olur mu?” diye iç geçirirken, son 2 yılda 2 kez Kula’ya gelmek tamamen kaderin garip bir cilvesi. Bu kez 
Olimpos Dağcılık kültür faaliyeti olarak, Sn. İsmail KASAP rehberliğinde, 51 katılımcı ile beraber 16-17 Nisan 2016 tarihlerin de, Yanık Ülke KULA’ya geldik. Aşağıda linkini göreceğiniz geçen yıl ki(09-10 Mayıs 2015) gezi sonrası hazırladığım yazıda ayrıntılı bir 
şekilde rengarenk daracık sokakları ve evleri, binlerce yılda yarattığımız ve hala Kula’da yaşamaya devam eden el zanaatlarını tekrar burada anlatmak yerine, bir yıl önceye göre yaşanan değişimden bahsedeceğim. Gördüğüm ilk değişim Kula'nın girişinde
bulunan asırlık çam ağaçlarının yol ve çevre düzenlemesi bahanesiyle kesilmesi oldu. Küçük yerleşim yerlerinde çevre düzenlemesi adı altında yapılan ilk işin ağaç kesimi olmasını, taşla betonla güzelleştirme yapılmaya çalışılmasını gerçekten anlayamıyorum. Çok yazık. Dünyamızın oluşum sürecinde,
günümüzden 1,1 Milyon yıl önce ilk patlaması, 12 bin yıl önce de son patlaması gerçekleşen Kula’da ki yanardağlardan Sandal Divliti’ne tahta yürüyüş yolu yapılması, Jeopark alanı içinde ki simsiyah bazaltik lav gölünün içinde 8 km.’ye ulaşan yürüyüş yolu
açılması, derinliği 70-80 m.’yi bulan çukurlar arasında tahta köprüler yapılması, otoparklarda sönmüş bazalt kayalardan çok hoş küçük birer tuvaletin olması, çok güzel olmuş. Yapılan düzenlemeler, dünyanın sayılı, ülkemizin tek jeopark alanı olan
muhteşem coğrafyaya çok yakışmış. Kula Belediyesi önderliğinde gerçekleşen Jeopark Alanı çevre düzenlemesi işinde emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum. Sanırım önümüzde ki günlerde otoparklara soğuk sıcak içeceklerin bulunduğu küçük otantik kafeler
yapılırsa, tahta yürüyüş yolları kenarlarında ki babalara ve halatlara çok yaklaşılmaması ile ilgili uyarı levhaları konursa çok daha güzel olacaktır. Birde bin bir emek ile konulmuş bilgi levhalarına atış talimi yapılmasını, üzerinde her türlü saçma ve mermi izinin
bulunmasını anlamak mümkün değil. Bu kadar kör cahillik nasıl olur gerçekten anlamak çok zor. M.Ö. 1. Yüzyılda yaşamış ünlü coğrafyacı Strabon’un “Yanık Ülke” anlamında “Katakekaumene” dediği coğrafya, tarihte “Sönmüş Volkan” fikrinin ilk uygulandığı
bölgeymiş. Buna rağmen bölge, son 12 bin yıldır faaliyet göstermemiş olsa da, bölgenin kaplıca ve maden sodası cenneti olmasından dolayı teknik olarak hala aktif kabul ediliyormuş. Ülkemizde çok sevilmesinden dolayı 12 farklı yerde mezarının 
olduğu bilinen ünlü şair ve tasavvufçu Yunus Emre’nin gerçek mezarının Emre Köyü’nde olma olasılığı, diğerlerine göre daha fazla. Çünkü yanında piştiği hocası Tapduk Emre, Moğol baskısından kurtulmak için, şu an üzerinde Carullah Bin Süleyman Camisi olan 
alana dergahını ve Emre Köyü’nü kuruyor. Konya Karaman doğumlu Yunus Emre’de 47 yıl bu Dergah’a odun taşıyor. Ölümünde de hocası Tapduk Emre’nin ayakucuna defnedilmesini istiyor. O yüzden Tapduk ve Yunus Emre yaşam öykülerinde anlatılanlar ile coğrafya, 
dergah, türbe ve Emre Köyü birbiriyle oldukça fazla örtüşüyor. 1547 yılında Tapduk Emre Dergahı üzerine yapılan Carullah Bin Süleyman Camisi duvarlarındaki muhteşem resimler, 1808-1809 tarihlerinde, Anadolu’da kök boyalarıyla “Kalem işi tekniği” kullanarak duvar 
süslemesi yapan 3 ustadan biri olan, Şehzade Abdurrahman Usta’ya aitmiş. Günümüze kadar bütün güzelliği ile gelen nakış nakış rengarenk kök boyaları ile işlenmiş hiçbiri birbirine benzemeyen resimler, bugüne kadar hiç restorasyon görmemiş. 
Dünya üzerinde duvarlarının tamamı resimlerle bezeli 2 cami varmış. Birisi Kula Emre Köyü’nde bulunan Carullah Bin Süleyman Camii, diğeri Makedonya Kalkandere’de bulunan Alacalı Camii. Güzel anlatımları ile bu bilgileri öğrendiğimiz Carullah Bin Süleyman
Camisi İmamı Hatip’i Sn. Nedim YILDIZ’a ve mezarının başında Tapduk ve Yunus Dedelerimizin hayat hikayesini anlatan 5. Göbek türbedar torunu olduğunu söyleyen Sn. Süleyman KARAMAN’a çok teşekkür ediyorum. Etkinliğimizin ilk gününde, yukarıda öykülerini 
anlattığım Tapduk ve Yunus Emre Türbesini, Carullah Bin Süleyman Camisini, Yörede divlit diye adlandırılan volkan konilerinden Sandal Divliti’ni, Yanık Ülke üzüm bağları ile şarap mahsenlerini, 3 binin üzerinde 18. yüzyıl Osmanlı Mimarisi örneklerinden ev, cami,
hamam, kiliseler ile dolu sokaklarında, yüzyıllardan beri yaşatılan demircilik, bakırcılık, kalaycılık, keçecilik, semercilik, leblebicilik, helvacılık vb. gibi el zanaatlarını gezip görüyoruz. Akşam Kula Su deposu mevkii piknik alanında muhabbet ediyoruz. Etkinliğimizin 
ikinci gününde ise önce Kula Divliti’ne çıkıyoruz. Sonra simsiyah Lav Gölü içinde çok güzel hazırlanmış yürüyüş yolunda 5 km. civarında yürüyüş yapıyoruz. Helenistik dönemden Roma dönemine kadar kullanılan Elçitepe Nekropol alanında ki kaya mezarlarını gezdikten
sonra, peribacalarının bulunduğu Kulodokya’ya geliyoruz. Kula’da ki lezzet durağımız Bereket Ocakbaşı Yemek Salonu’nun getirdiği nefis ve çok hesaplı pideleri yedikten sonra, peribacalarının masalsı ortamının da oldukça sıcak havada yukarıya kadar yürüyoruz. Daha
sonra Çakırca Bazalt sütunlarını gezip Çakırca Köyü’nde Haç Hayırı için yapılan yemekleri zaman yokluğundan ağzımız sulanarak yiyemeyip seyrederek biraz irmik helvası alıp ayran içtikten sonra Emir Kaplıcaları’nda Hamam sefası yaparak etkinliğimizi bitiriyoruz. 
Daha ne olsun. Bir kez daha sevgili rehberimiz Sn. İsmail KASAP’a, 2 gün boyunca yürümekten ve gezmekten çok bizleri, güldürmekten yoran neşe kaynağımız Sn Fatih KUTLUER’e, nefis pide ve 
yemeklerinin yanında çok hesaplı fiyatları ile Bereket Ocakbaşı Yemek Salonu’na ve kaptanımız Sn. Haydar ER’e çok ama çok teşekkür ediyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


- Geçen yıl 09-10 Mayıs 2015 tarihlerinde Sn. İsmail KASAP ile gezdiğimiz Yanık Ülke KULA hakkında hazırladığım yazı, fotoğraf ve video için lütfen burayı tıklayınız.


- Bu etkinliğin fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

- Bu etkinliğin videosunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.


- 5. Göbek türbedar torunu olduğunu söyleyen Sn. Süleyman KARAMAN anlatımıyla Tapduk ve Yunus Emre yaşam öyküsü videosunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.


- Carullah Bin Süleyman Camisi İmamı Hatipi Sn. Nedim YILDIZ anlatımıyla Carullah Bin Süleyman Camisi duvar resimleri, Tapduk Emre Dergahı ve Yunus Emre yaşam öyküsünü videosunu görmek için lütfen burayı tıklayınız.



24 Mart 2016 Perşembe

EFES-MİMAS (İYON) YOLU 8. Etabı - (Gödence-Efemçukuru-Kavacık arası)

20 Mart 2016 Pazar günü yürüdüğümüz GÖDENCE-EFEMÇUKURU-KAVACIK arası, tek kelimeyle muhteşem bir rota. Dağ taş her yer, ünü ülkemiz dışına taşmış

11 Mart 2016 Cuma

EFES-MİMAS (İYON) YOLU 7. Etabı - (Kavakdere-Beyler-Gödence Arası)

06 Mart 2016 Pazar sabahı KAVAKDERE-BEYLER-GÖDENCE arasını yürümek üzere İyon Dağcılık ekibinden 22 arkadaş ile Gödence Köyü’ne geldik. Zira bu etabı, Büyükşehir

20 Şubat 2016 Cumartesi

EFES-MİMAS (İYON) YOLU 6. Etabı - (Lebedos-Payamlı-Kavakdere arası)

14 Şubat 2016 Pazar günü İyon Dağcılık ekibinden 19 + 2 çocuk toplam 21 arkadaş ile EFES-MİMAS (İYON) YOLU 6. Etabı olan Lebedos-Payamlı-Kavakdere arasını

16 Şubat 2016 Salı

KARYA(Karia) YOLU - 13. Etabı - Datça Yarımadası Bölümü(3) - (Soğuksu-Çakal-Alavara-Emecik-Kızlan-Karaköy(Körmen) arası)

Rüzgar, rüzgar, rüzgar. Birinci gün saatteki hızı 60 km.’yi, ikinci gün ise 30 km.’yi aşan şiddetli fırtına, bu etkinlimize damgasını vurdu. Bir ay önce (12. Etap) denize girdiğimiz