1 Aralık 2009 Salı

BOZDAĞ (2.159 M.) ZİRVE ÇIKIŞI

24 Mayıs 2009 Pazar günü, İdadik'li dostlar ile Bozdağ etkinliğine katıldım.



Etkinliğimiz ile ilgili Şinasi YÜKSEL hocam çok güzel bir yazı hazırlamış. O yazıyı aşağıya kopyalıyorum.
Etkinlik fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.
Ayhan YÖRÜK

Şinasi YÜKSEL Hoca'nın Yazısı :
Bozdağ Bahar Tırmanışı

25 Mayıs 2009
Dün bir gurup arkadaşımla Bozdağ’a çıkmaya karar verdik. Bozdağ, Gediz ve Küçük Menderes nehirlerinin arasında yükselen dağ kütlesinin, Salihli ile Ödemiş arasında kalan kısmında yer alan ve Antik çağlarda “Tmolos Dağı” diye adlandırıldığı ifade edilen, 2159 metrelik doruğuyla İzmir’in en yüksek dağıdır.
Genellikle kış aylarında karlar içinde tırmanmaya alışık olduğumuz ve İzmir’in kış dağcılık yapılabilecek biricik dağı olan Bozdağ, bu bahar aylarında yeşil ağırlıklı çiçekli bir dağ görümündeydi. Buna karşın, Bozdağ kasabasından 2 saat 40 dakikada ulaştığımız zirvesindeki sert rüzgarıyla, kış aylarındaki o sert yüzünü hatırlattı hemen.
Sabah Bozdağ kasabasına geldiğimizde arkadaşımız Ayhan Yörük, bizlere Bozdağ’ın meşhur güvecini hakkıyla tattırmak için hemen kolları sıvadı. Evinden getirdiği sebzeleri ve kendi özel zeytinyağını ve güveç tenceresini kaptığı gibi Bozdağ’lı Kasap Yusuf’un dana bonfileri ile güveci hazırlayıp fırına teslim etti. Güveç 5 saat pişecek ve Bozdağ zirvesinden döndükten sonra ödül olarak bizleri bekleyecekti. Nitekim aynen öyle oldu ve Bozdağ kasabasındaki bir kır lokantasında etkinliğin bütün yorgunluğunu bu muhteşem ziyafetle attık diyebilirim. Büyük organizatör(!) Ayhan Yörük sofradaki ekmeği bile özel olarak temin etmişti. Sevgili Ayhan’a, etkinliğe katılan arkadaşlarım adına tekrar içten teşekkür ediyorum .
Sabah İzmir’den başlayan yolculuk, Tire’de çorba ile devam edip, meşhur Bozdağ Katmeri ile devam eden kahvaltı faslı ve güveç organizasyonu ile tırmanış için biraz geç sayılabilecek saatte, 10:40′da başladı. Hızla Bozdağ’ı geçip ormana girdik. Baharın bütün güzellikleri ormanın her noktasında izleniyordu. Çam ve kestane ağaçları diplerinde türlü çiçekler, kuş cıvıltıları ve dereciklerin su şırıltıları arasında hızla yükselerek ormanı arkamızda bıraktık. Bozdağ’ın o karlı yamaçları şimdilerde rengarenk çiçeklerle doğal bir bahar halısına bürünmüştü adeta.
Yükseldikçe Bozdağ kasabası, Elmabağ köyü ve Gölcük aşağılarda kalırken, zirveye doğru küçük kar kuyuları görmeye başladık. Genellikte geride kalıp fotoğraf çekiyorum ve tempolu bir tırmanış yaptıran Rehberimiz Muharrem Kaya’nın verdiği minik(!) molalarda gurubu yakalayabiliyordum. Bu nedenle hemen hiç mola veremeden ve guruptan 5-10 dakika sonra zirveye ulaşabildim. Şiddetli rüzgar nedeniyle zirvede fazla kalamadık, bir ortak fotoğraf çekip dönüşe geçtik. Zaten buradaki kayak tesisi enkazını(!) daha fazla görmek istemiyordum; onu yok kabul edip karlı zirve önünde poz verdim. Bu benim 478. Doğa Yürüyüşüm ve 10. Bozdağ zirve etkinliğim oldu.
Zirveden aşağılardaki kamp kuytusunda mola verdik ve getirdiklerimizi yedik. Burada Ayhan Yörük’ün 2. sürprizini yaşadık: Kar Helvası! Ayhan çantasında getirdiği plastik bardaklara karın kristalli kısımlarından doldurup üzerine de üzüm pekmezi dökerek bizlere ikram etti. Herkez çok beğendi ve tekrar tekrar yediler. Ben pek acele etmedim ve sandviçimi yedikten sonra tadına bakınca bu tatlı içeceğin gerçekten muhteşem bir tadı olduğunu hayretle yaşadım. Zira ne yalan yazayım, kar ve pekmez ne kadar güzel olabilir ki diye düşünmüştüm! Ama yanılmışım; bir daha ne zaman karlı bir tırmanış yaparsam bunu tekrar tatmak isterim.
Etkinliklerde dönüş doğal olarak tırmanıştan daha hızlı olur; ama bizim ekip adeta uçuyor! Neyse ki bütün fotoğraflarımı çıkarken çekmişim; gurubu ancak ormanlık bölgede yakalayabildim. Sonradan anladım ki bunlar güvece koşuyorlar!
Ama haksız değillerdi ve o muhteşem göveç ziyafetinden sonra tatlı bir yorgunluk, tok mideler ve keyifli sohbetlerle İzmir’e döndük.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme