1 Aralık 2009 Salı

BOLU ÇELE DORUĞU(1.981 M.) ile ÇAL TEPE'si (1.893 M.)

Ankara-İstanbul arasında seyahat edenlerin Bolu’ya yaklaştıklarında ilk gözlerine çarpan, Haziran ayına kadar erimeyen doruklarında ki bembeyaz karları ile 1.981 M.'lik Çele Doruğu ile 1.893 M.'lik Çal
Tepesi’dir.
Bolu’nun kuzey doğusunda bulunan her iki tepeye, oğlum Bahadır ve kardeşimin eşi Erdoğan ÖZKURU ile 04.11.2012 Pazar günü tırmandık. Çele Doruğu’na, Bolu Tetemeçele Köyü’nden ya da Yedigöller yolundan ulaşılıyor. Bizler Tetemeçele Köyü üzerinden gittik.
Tetemeçele Köyü’nün Bolu Merkeze uzaklığı 15 Km. civarında. Yolu asfalt. Çele Doruğu ise, Tetemeçele Köyü’nden 10 Km. daha yukarıda bulunuyor. Yolu, toprak orman yolu ama oldukça iyi durumda. Çele Doruğu’nun hemen altında Banaz Yaylası ve Yedi Erenler bulunuyor. Burada her yıl Temmuz ayında Yedi Erenler yayla mevlidi yapılmakta.
Güneşli çok güzel bir sonbahar sabahı saat 09.00 Sularında Bolu Merkez’den hareket ettik. Tetemeçele Köyü girişinde traktörü ile bahçesini sürmeye giden yaşlı amcadan “Köyde kahve olmadığını ama evinde çay ikram edebileceğini”, “Yedi Erenler ve Banaz Yaylası’na 10 Km. daha yolumuz olduğunu”, “Karşıdan bakınca(Filiz Makarna’yı arkanıza alarak) sol taraftaki ormanlık alanın üstündeki zirvenin Çele Doruğu, sağ 
taraftaki çıplak tepenin ise Çal Tepesi” olduğunu öğrendik. Bugüne kadar kubbe biçiminde ki çıplak tepenin Çele Doruğu olduğunu sanıyorduk. Meğerse orası Çal Tepesi’ymiş. Amcayla vedalaşıp sonbaharın müthiş renk cümbüşü içinde yolumuza devam ederek, saat 10.00 Civarında Müstakimler Yayla çeşmesi yanındaki Birinci Eren mezarına ulaştık. 
Dualarımızı ederken Banaz Yayla’sına giden bir araç geldi. Ondan da yol, Yedi Erenler, Çele ve Çal Dorukları ile ilgili son bilgileri alıp fotoğraf çekildikten sonra Banaz Yaylası üstündeki yayla mevlidinin yapıldığı merada aracımızı bırakıp, saat 10.30’da yürümeye başladık. 
Yaklaşık 15 Dakika kadar sonra, iki tane Eren’in bulunduğu Çele Doruğu’nun ilk tepesine çıktık. Sonra devam ederek iki Eren’in daha yanından geçip yaklaşık yarım saat sonra 1.980 Metrelik zirvesi ile Bolu’nun en yüksek ikinci dağı olan(Birincisi Köroğlu Dağı 2.499 M.) Çele Doruğu’nun zirvesine ulaştık. 
Zirveye kadar çevresi demir ile kapatılmış toplam 5 Tane Eren Yatır’ı gördük. Zirvede de Eren Yatır’ı benzeri 2-3 kayalık oluşumlar var. Bilgileri, hakkaniyetleri ve hoşgörüleri ile Anadolu ve Balkan’larda ki farklı toplumların birbirleriyle kaynaşmasında ve böylece Anadolu’nun yurt olmasında büyük işlevleri olan bu zatlara dualarımızı ettik, şükranlarımızı sunduk. 
Zirveden 360 Derece Bolu Ovası, Yedigöller yolu üzerinde ki Yeşil Çele Yaylası ile Yedigöller bölgesini seyrettik. Gerçi Bolu Ovası’nın üzerinde ki simsiyah kirli havadan pek bir şey göremedik ama Yedigöller bölgesi, esen şiddetli rüzgar sayesinde pırıl pırıldı. Yeşil Çele Yaylası, Kaçkarlarda ki Hazindağ, Pokut yaylaları gibi tam sırtta kurulmuş. 
Sonra dönüşe geçerek saat 12.30 Sularında aracımızın yanına ulaşıp Müstakimler Çeşmesi yanında öğle molamızı verdik. Kesilmiş bir ağacın geniş kökünü sofra yaparak helva,  yumurta, domates, biber ve meyve suyundan oluşan yemeğimizi bir tarafta Bolu Ovası, diğer tarafta rengarenk Yedigöller ormanlarını seyrederek yemeye başladık. 
Saat 13.30 Sularında öğle molamızı bitirip Çele Doruğu’nun 10-15 Km. kadar doğusunda aşağı yukarı aynı yükseklikte ki Çal Tepe’ye doğru hareket ettik. Çıplak kubbe gibi tepesiyle bu güne kadar hep Çele Doru’ğu sandığımız bu tepeye gidip gidemeyeceğimiz yolun durumuna bağlıydı. 
Sabah beyaz söbelen mantarı toplayan bir köylüden Çal Tepe yolunun bir bölümünün çok dik ve bozuk olduğunu öğrenmiştik. Yağmur suyunun yolu ortadan yardığı dik ve bozuk bölümü sıkıntısız geçtikten sonra, hepsi yeni inşa edilmiş 6-7 evden oluşan güzel bir yaylaya ulaştık. 
Yaylanın adı Bağışlar Kadıköyü Yaylası’ymış. Yayladan sonra 3 ayrı yöne giden bir kavşaktan Çal Tepe yönüne doğru yaklaşık 5-6 Km. daha gittikten sonra yolun iyice daralan bir bölümünde durarak arabayla devam edip etmemeyi sorgulamaya başladık. 
Çünkü yolun ilerisi hakkında hiç bilgimiz yoktu. Uygun bir genişlik bulamazsak arabayı bile döndüremezdik. Sonuçta arabayı olduğu yerde bırakıp yürümeye karar verdik. Yarım saat kadar yürüdükten sonra hala Çal Tepe’nin altına ulaşamamıştık. Ortam her ağacın farklı sararması sonucu rengarenk sonbahar renkleri ile çok güzel olmasına karşın vahşi bir ortamdaydık. 
Daha önce Yedigöller Yolu üzerinde ayı ile karşılaşmış biri olarak araçtan fazla uzaklaşmanın iyi olmadığına karar verip birbirimizden ayrılmadan tekrar arabaya dönmeye karar verdik. Bu esnada arkamızdan bir homurtu gelmeye başladı. Merak ve heyecanla geri döndüğümüzde, bir arabanın bize doğru geldiğini görünce şöyle bir ohh çektik. 
Bir köylü ailesi, ilerideki Merkeşler Yaylası’ndan dönüyormuş. İleride yayla olduğunu bilmediğimizden boşuna heyecan yapmışız. Ondan yol durumunu iyice öğrendikten sonra rahatlamış olarak aracımız ile Çal Tepe eteğine kadar gittik. Saat 14.00 gibi yürüyüşe başladık. Havanın, sık Yedigöller ormanlık alanında daha da erken kararacağını düşünerek saat 15.00’e kadar yürümeye karar verdik. 
Saat 15.00’e kadar zirveye ulaşamamış isek bulunduğumuz yerde bir değerlendirme daha yaparak en fazla 15 Dakika daha yürümeyi, daha sonra da geri dönüşe geçmeyi planladık. Oldukça dik bir rotadan, biçilmemiş yüksek otların içinden hızlı bir tempo ile yükselmeye başladık. Yaklaşık 40 Dakika sonra Çal Tepe zirvesine çıkmıştık. 
Zirvenin ortasında kreter yada meteor çukuru gibi bir alan bulunmakta. 20 Dakika kadar çevreyi seyrettik. Merkeşler Yaylası’nı zirveden gördük. Burası 7-8 Otantik (Birbirine geçme kütükten yapılma) eski yayla evlerinden oluşmuş çok bakir ve çok güzel bir yayla. Zirvede ki diğer tepeyi de gezip fotoğraflar çekildikten sonra saat 15.00’de dönüşe geçtik. 20 Dakika sonra arabamıza ulaşıp Bolu’ya dönüşe geçtik.
Bugün benim için rüya gibi çok güzel bir gün oldu. 50 Yaşında bir hayalim gerçekleşti. Hep karşıdan görüp seyrettiğim Çele ve Çal Doruklarını, Oğlum ve Yaren’im ile birlikte keşfettik. Ne Valilik, ne Belediye, ne yerel kaynaklar nede internetten çok fazla bilgi edinemediğim, buraları doğru bilen birilerini de bulamadığım, haziran ayına kadar açık havalarda bembeyaz karlı zirveleri ile muhteşem görünen, hemen dikkati çeken Çele 
ve Çal zirvelerini, sonbaharın muhteşem renkleri içinde keşfetmek, adım adım, sindire sindire yürümek, yürürken tavşan, keklik ve tilki görmek, benim için çok ama çok büyük bir keyif oldu. Bu etkinlikte Çele ve Çal Doruklarına mı ben mi dokundum, yoksa Zirveler ve Erenler bana mı dokundu bilemiyorum. Darısı ilk fırsatta Köroğlu Dağı zirvesi olması dileği ile. 
Can oğlum Bahadır ile Yaren’im Erdoğan’a, yayla isimlerini öğrendiğim eski Tetemeçele Muhtarlarından Sn. Orhan YILMAZ’a, çok teşekkür ediyorum.
Sağlıkla kalın.
Ayhan YÖRÜK


Çele Doruğu ile Çal Tepe fotoğraflarını görmek için lütfen burayı tıklayınız.

3 yorum:

  1. Şinasi Yüksel14 Kasım 2012 08:56

    Pek güzel bir gezi, dağcılık olmuş. Hele insanın kendi memleketini gezmesi, keşfetmesi büyük keyif oluyor. Hem de böyle harika doğası olan yeryüzü köşesinde yaşıyorsan..
    Eline sağlık yazılar fotoğraflar için. Gezmiş kadar olduk gene..
    Orlando'dan selamlar, sevgiler..
    Şinasi

    YanıtlaSil
  2. bende izmitliyim ama orada askerlik yapmamdan dolayı boluyu cok beğenmiştim. her yaz bir başka köşesine geziye ve balık tutmaya mutlaka giderim. tanıtımın için teşekkürler...

    YanıtlaSil
  3. ayhan bey.gezi notlarınızı zevkle izledim.çele köyü doğumlu olmama rağmen sizin kadar güzel gezemedik oraları.geçen sene istanbuldan bir arakadaş grubu ile hemen hemen sizin rota ile aynı bir gezimiz oldu.gerçi bizim çal tepesine çıkışımız kaybolmamızdan ötürü oldu.arkadaşlarımın söylediğine göre hayatlarında geçridği en güzl günmüş.

    YanıtlaSil